titelbild
us-eng-flag

English

deutsche fahne

Deutsch

Frankreich02

Français

Italia02

Italiano

Spanien02

Español

russland3
indonesien

Bahasa Indonesia

Ziyaretçi sayısı

Banner2

Sorular ve Yanıtlar 1

Değerli ziyaretçiler!

Umarız internet sitemiz yararlı olmuş, yanıtını aradığınız bazı sorulara ışık tutmuştur. Kitapla ya da hristiyanlıkla ilgili sorularınızı bize yazabilirsiniz. Sorularınızı yazmadan önce halihazırda yanıtlanmış olan soruları gözden geçirmenizi tavsiye ederiz. Eğer sormak istediğiniz soru daha önce yanıtlanmamışsa lütfen sorunuzu gönderiniz.  E-Mail adresimiz: sorular@islamacevaplar.com

Bu sayfada kitapla ve hristiyanlıkla ilgili sorularınızı ve yazarın yanıtlarını yayınlayacağız. Bu sayede bu sayfa yalnızca kitabın içeriği ile sınırlı kalmayacak, daha fazla konuların ve soruların işlenmesini sağlayacaktır. Sorularınızı bize yazmaktan çekinmeyiniz. Adınız ya da E-Mail adresiniz asla yayınlanmayacaktır.

Tanrının Işığının yaşam yolunuzu aydınlatması dileğiyle....

Soru 1. Eski Ahitin kesin ve açık bir şekilde ortaya koyduğu tevhid ile teslis inancı bağdaştırılabilir mi? (TR)

Yanıt:
Soruyu yönelten, „Müslümanlar soruyor, hristiyanlar yanıtlıyor kitabının 5.Bölümünde, Hristiyan Görüşünün 1.altbaşlığını birkez daha özenle okumalıdır. İsa halkının Tanrı inancı içinde yetişmiştir. Bu inanç bütün Eski Ahiti şekillendiren Monoteizm, yani tek Tanrıya imanla biçimlenmiştir. İsanın aralarından onikisini havarileri olarak seçtiği öğrencileri de monoteistlerdi. Hristiyanlar, Yeni Ahitin yazılarından İsanın kendisini yalnızca peygamber olarak tanımlamadığını bilirler. İsa, Tanrının adına etkinlikte olduğunu ve yaptıklarında (örn. Hastaları iyileştirmesi, ölüleri diriltmesi, günahları affetmesi) Tanrının mevcut olduğunu ifade etmiştir. Daha da fazlası: İsa, kendisinde Tanrının ve Tanrının Egemenliğinin geldiğini söylemiştir. Öğrenciler, yani ilk hristiyanlar Tanrının Kutsal Ruhunun etkisiyle İsanın bu ifadelerinin ne tek Tanrıya hakaret, ne de Tanrı hakkındaki öğretiye bir saldırı olmadığını, tam tersine Nasıralı İsada Tanrının şahsen konuştuğunu, Tanrının şehsen mevcut olduğunu anladılar; başka bir ifade ile İsanın Tanrıoğlu olduğunu anladılar. (Bakınız İncil, Matta 16,13-20: „İsa, Filipus Sezariyesi bölgesine geldiğinde öğrencilerine şunu sordu: ‚Halk, İnsanoğlu'nun kim olduğunu söylüyor? Öğrencileri şu karşılığı verdiler: ‚Kimi Vaftizci Yahya, kimi İlyas, kimi de Yeremya ya da peygamberlerden biri olduğunu söylüyor. İsa onlara, Ya siz dedi, ben kimim dersiniz? Simun Petrus, Sen, yaşayan Tanrı'nın Oğlu Mesih'sin cevabını verdi. İsa ona, Ne mutlu sana, Yunus oğlu Simun! dedi. Bu sırrı sana açan insan değil, göklerdeki Babamdır. Ben de sana şunu söyleyeyim, sen Petrus'sun ve ben topluluğumu bu kayanın üzerine kuracağım. Ölüler diyarının kapıları ona karşı direnemeyecek. Göklerin Egemenliğinin anahtarlarını sana vereceğim. Yeryüzünde bağlayacağın her şey göklerde de bağlanmış olacak; yeryüzünde çözeceğin her şey göklerde de çözülmüş olacak. Bu sözlerden sonra İsa, kendisinin Mesih olduğunu kimseye söylememeleri için öğrencilerini uyardı.) Havariler, yani ilk hristiyanlar için, Tanrının birliğinin böylece yeni ve daha derin bir anlaşılabilirliğe kavuştuğunu gördüler. Bunu, kitabın 5.bölümünde açıklamaya çalıştık.

Kısaca soruyu yanıtlarsak: Evet. Üçlübir Tanrıya olan iman Tanrının birliğine ve tekliğineçelişki içermez, aksine bunu daha da derinleştirir ve açıklar. Hristiyanlık Kilisesinin öğretisi İsanın yaşamındaki olay ve olguların (yaşamı, müjdesi, eziyetlere uğraması, ölümü ve dirilişi), İsanın öğretisinin ışığında, havarilerin ve ilk dönem hristiyan cemaatinin Kutsal Ruhun yardımıyla anladıkları şekilde Eski Ahitin öğretilerinin yorumu ve gelişimini oluşturur.

Soru 2. Oğul yaratılmadı ama doğdu, fakat Oğul Babadan sonra da değildir inancının manası ve izahı var mıdır? (TR)

Yanıt:
Soruyu yöneltenin kitabımızın 5.Bölümünde, Hristiyan Görüşünün 2.altbaşlığı Baba-Oğulu özenle okumasını tavsiye ederiz. Bunun ötesinde havari Tomasın şu ifadesini okumalıdır: Rabbim ve Tanrım (İncil, Yuhanna 20,28).

İsanın haçta ölümünden dolayı duyulan kızgınlık kolaylıkla atlatılabilecek gibi değildi. İncilin Yuhanna bölümü havari Tomasın, İsanın dirilmiş olduğu hakkındaki haberden kuşkulandığı için kararsız kaldığını anlatır: Onun ellerinde çivilerin izini görmedikçe, çivilerin izine parmağımla dokunmadıkça ve elimi böğrüne sokmadıkça inanmam (İncil, Yuhanna 20,25). Kutsal Cumanın (yani İsanın çarmıha gerildiği gün) şoku o kadar derindir ki, İsanın dirildiğine kuşku duymaksızın inanamamaktadır. Ona daha günler öncesinden diğer havariler Biz Rabbi gördük demişlerdi. O ise sakin ve kuşku içinde kalmıştı. Biz Rabbi gördük, O yaşıyor demişlerdi, Tomas ise onlara inanmamıştı. Dirilenle direk kendisinin karşılaşması bu şüpheciye iman yolunu açmıştır. Sekiz gün sonra İsa'nın öğrencileri yine evdeydiler. Tomas da onlarla birlikteydi. Kapılar kapalıyken İsa gelip ortalarında durdu, Size esenlik olsun! dedi. Sonra Tomas'a, Parmağını uzat dedi, ellerime bak, elini uzat, böğrüme koy. İmansız olma, imanlı ol! (İncil, Yuhanna 20,26-27). Bu karşılaşmadan, Dirilmiş İsayla karşı karşıya olmaktan etkilenmiş Tomasın diline bu ifade gelmektedir: Rabbim ve Tanrım! (İncil, Yuhanna 20,28). Bu bir iman ifadesidir! Ve İsayı Rab ve Tanrı olarak kabullenmenin ifadesi, Tomasın geçmek zorunda kaldığı kararsızlık ve kuşku, yanlış anlama ve şüphelerle dolu uzun bir sonunda yeralmaktadır. Bu yolu yalnız Tomas değil, İsanın izinde olan herkes, Rabbi tam olarak anlamaya ve tanımaya erişinceye kadar geçmek zorundadırlar. Dirilişten, yani İsanın dirilişinden sonra, Onu tekrar görünce tanıdılar ve tam anlamıyla gözleri açıldı (bkz. İncil, Luka 24,31), ilk defa şimdi İsa hakkında, iman ifadesinde ortaya koydukları bilgi ye sahip oldular.
Pavlus, Filipililere Mektubunda İsanın ölümü ve dirilişinden hemen sonra ortaya çıkan ve İsa Mesihe imanı şu şekilde ifade eden bir ilahiyi aktarır: Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı'ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı. Ama yüceliğinden soyunarak kul özünü aldı ve insan benzeyişinde doğdu. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı. Bunun için de Tanrı O'nu pek çok yükseltti ve O'na her adın üstünde olan adı bağışladı. Öyle ki, İsa'nın adı anıldığında göktekiler, yerdekiler ve yer altındakilerin hepsi diz çöksün ve her dil, Baba Tanrı'nın yüceltilmesi için İsa Mesih'in Rab olduğunu açıkça söylesin (İncil, Filipililere Mektup 2,6-11). İşte hristiyanlık için temel teşkil eden iman açıklaması budur.

Soru 3: Birde üç şahıs, üç şahısta bir formülü nasıl makul olabilir? (TR)

Soru 4: Teslis inancındaki her bir unsurun vazifeleri nelerdir? (TR)

Yanıt:
Soruyu yöneltenin kitabın 5.bölümünde Hristiyanlar yanıtlıyor başlığını tekrar okumasını öneririz. Hristiyanlar kesinlikle ve açıkça tek Tanrıya inanırlar. Üçlübirlik Tanrının tarih boyu kurtarıcı eylemi ve Onun içsel yaşamıyla ilgilidir ve tekliğini asla engellemez. Tanrının doğası ve şahsı kavramlarının tarihsel içerikleriyle algılanması gerekir. Tanrının üç ahvalde (yani oluş halinde) varolması bizlerle ve kendi içindeki ilişkisini ifade eder. Bunun gibi islamiyetteki Tanrı konusundaki düşünce sınıflandırmaları ya da sıfatları Onun tekliğini (tevhid) kısıtlamazlar. Özellikle şahsiyet ya da kişilik gibi kavramların yerine uknum sözcüğünün kullanılması yararlıdır. Uknumu şöyle tarif edebiliriz: Bilinçli bireyin kendini başkalarından ayırmasına olanak sağlayan unsur ve bunu ifade eden sözcük. Bu bir kişinin tüm sıfat ve eylemlerini taşıyan unsurdur, bir kişi onu ben demekle ifade eder ve kısacası kim sorusuna yanıt veren unsurdur. Bu açıdan bakıldığında Oğul sıfatı cinsiyet ya da maddi özelliği kasdetmemektedir. Aynı şekilde İncilde Kutsal Ruha, şahıslara ait olan sıfatlar addedilir, örn: öğretiyor (bkz. Luka 12,12; Yuhanna 14,24), yöneltiyor (bkz. Yuhanna 16,13), konuşuyor (bkz. Havarilerin İşleri 8,29), istiyor (bkz. Yuhanna 4,8), yaşam veriyor (bkz. Yuhanna 6,63; Romalılara Mektup 8,11; Korintlilere 2.Mektup 3,6 vd.). Bazı kişiler de,hristiyanlığın Üçlübirlik öğretisinin Allah, İsa ve Hz. Meryemden oluştuğu iddiasındadırlar. Hiçbir hristiyan böylesi saçma bir düşünceyi savunmamış, böylesine akıldışı iddialarda bulunmamıştır.

Eğer tek Tanrı sevgi ise (bkz. İncil, Yuhannanın 1.Mektubu 4,7-21), o zaman bu üç uknumun hepsi de, aralarında sevginin uyumunun tamamlandığı noktalardır: vermek – kabul etmek – geri vermek (burada uknum kelimesinin, bağımsız ve kendine odaklanmış gerçeklik şeklindeki insani şahıs kavramından tamamen farklı bir anlamı olduğuna dikkat ediniz). Her üç uknumda burada üç ahval halinde aynı ve tek sevgidirler ve bu üç ahvalde, Tanrının tamamen sevgi ve en üst düzeyde fedakar sevgi olabilmesi için şart konumundadırlar. Tek Tanrı bir birliktir, yani Tanrı üç uknum arasında gerçekleşen bir sevgidir: Sevgi, sevilmek, sevgiye ynıt vermek.
Yuhannanın 1.Mektubunun 1,3 ayeti şöyle der: Evet, sizin de bizlerle paydaşlığınız olsun diye gördüğümüzü ve işittiğimizi size ilan ediyoruz. Bizim paydaşlığımız da Babayla ve O'nun Oğlu İsa Mesihledir.

Herşey bir birliğe yöneliktir. Burada sözkonusu olan bütün dünyayı bir kılmak değil, örneğini Üçlübir Tanrıdan alan birliktir. Bu, kendini çoğulluğunda gerçekleştiren bir birlik, ve bu birliğe yönelik bir çoğulluktur. Bu bir Birliktir.
Bütün dünyanın çabaladığı birlik, her insanda mevcut olan, ortak kanı, uyum ve barışa olan istek, tekniğin, medyanın ve kültürün hedeflediği globalleşme, bağlantı kurma ve evrensel iletişim; bütün bunların üç uknumlu Tek Tanrıya yönelik hristitan imanı ile bir bağlantısı vardır. Daha açık bir ifadeyle: Bu ikisi arasında bir uyum, bir benzerlik olmaktadır. Böylece şu tez kendini kanıtlamış olur: Tanrı ne ise, yani Komünyon, Birlik; bunu bizler de olabiliriz, olmalıyız. Bu bütün Gerçekliğin kökeni ve hedefidir. Bu gerçeklik içindeyiz, bu gerçeklik içinde yaşamakta ve devinim halindeyiz.
Tanrı bizlerle olan ilişkisinde daima Tek ve Üçlübir Tanrı olarak etkindir.

Soru 5: Sizin inancınız göre şeytan, Allahın insanlık hakkındaki planını altüst etmiştir. Haşa, şeytanın iradesi Onun iradesine galip gelmiştir. Oysa bu iddia Allahın azametine ve hakimiyetine yaraşır mı? (TR)

Soru 6: Allah Teala şeytanı yarattı ve insana musallat etti ise, ona karşı birtakım kuvvetlerle insanı donattı. Allah insanı kurtarmak için insan kılığına girmekten başka çare bulamadı mı? (TR)

Yanıt:
Kötü ruhların güçleri ve güçsüzlükleri Kutsal Kitapta özellikle İsanın müjdeyi duyurmaya başlamasıyla belirgin hale gelir. Özellikle İncilin Markos bölümü İsanın bütün etkinliğini şeytana karşı bir savaş olarak tanımlar (bkz. İncil, Markos 1,23-28; 1,32-34; 1,39; 3,22-30). İsa ile gelen, Güçlü Olanı yenen, yani Daha Güçlü Olandır. İsada Tanrı Egemenliği başlar, çünkü O, Tanrının kudretiyle cinleri çıkarmaktadır (bkz. İncil, Matta 12,28; Luka 10,17-19; 11,14-20). İsa Mesih kötü güçleri tamamen mağlup ettiği için, cinlerden korkmak hristiyanca değildir. Daha çok geçerli olan şudur: Ayık ve uyanık olun. Düşmanınız İblis, yutacak birini arayarak kükreyen aslan gibi dolaşıyor. Dünyanın her yerindeki kardeşlerinizin aynı acıları çektiğini bilerek imanda sarsılmadan İblis'e karşı direnin (İncil, Petrusun 1.Mektubu 5,8-9).

Kilisenin öğretisi Yeni Ahitin yazılarının tanıklığı ile tamamen aynı çizgidedir. Çünkü insanları kendine esir eden kötülük, (Dualizmin öğrettiği, iyi ve kötü iki Tanrı varmış gibi) Tanrıdan farklı bir kaynakça yaratılmış gibi düşünülemez, aksine bunlar Tanrı tarafından iyi olarak yaratılmış, ancak kendi kararları ile kötü olan varlıklardır. Kilisenin öğretisine göre yalnızca kötülük yoktur, aynı zamanda Kötü Olan da vardır. Böylece katolik öğreti dünyanın çöküntü ve çürümeye yatkınlığı konusunda kutsal yazıların tanıklığını ortaya koymuş olur, diğer taraftan da kötü ruhların anlam ve etkilerini sınırlayabilir: Kötü ruhlar herşeye rağmen Tanrı tarafından yaratılmış, fani ve sonuçta yine Tanrının kudretine tabi varlıklardır. Kötü ve zararlı egemenlikleri İsa Mesih tarafından kırılmıştır ve Kutsal Ruhun etkisiyle de daima yenileceklerdir. Son sözü daima umuda aittir.

Günahlı insanları günahtan nasıl kurtarması gerektiğini kim Tanrıya emredebilir, şart koşabilir? Tanrısal sevgiye hiçbir sınır ya da kural konulamaz. Biz yalnızca Tanrının bize Kutsal Kitapta gösterdiği yolu seçmiş olmasından dolayı bu iman gerçeğine şükranla hayranlık duyabiliriz. Bu konuda İncilde Yuhannanın 1.Mektubundan 4,7 ayet ve devamını ve Yuhanna 3,16-21 ayetlerini okumanızı öneririz.
Doğal olarak Tanrının bizleri Tanrısall şekilde sevdiğini anlarız, çünkü bizleri kendi benzeyişinde yaratmıştır. Gerçekten seven, sevdiği ile dayanışma içinde olmayı, ona destek olmayı ister. Tanrı da sevgisinden dolayı, kendi yarattığı insanla, günah dışında herşeyde dayanışma içinde olmayı istemiştir.

Soru 7: Günah affetmek için onları daha beter günahkar hale getirmek, Tanrı katili yapmak hangi akla sığar? Adem evlatları ellerini mabudlarının kanına bulayarak mı mağfirete nail olacaklar? Öyle ise Allah kendilerinden neden ibadet ve itaat istiyor, emir ve yasaklar koyuyor? (TR)

Yanıt:
Tanrı insana emir ve yasaklar koydu. Ancak insan özgürlüğü içinde daima bu emir ve yasaklara aykırı davrandığı için, Tanrı sonuçta merhametini yalnızca yol göstermekle değil, Oğulun, yani kendisinin fedakarlığı ile göstermeye karar verdi.

Soru 8: İnsan şeytanla bizzat mücadele etse, bu Allahın azametine daha münasip düşmez mi? (TR)

Yanıt:
Hristiyan, şeytanın gücüne karşı savaşmaya çağrılıdır. Ancak bu savaşı sonuçta yalnızca Tanrının gücüyle kazanabileceğini bilir. Tanrının bu gücü hristiyanlara, hristiyanların Gerçek Tanrıdan gerçek Tanrı olarak kabullendikleri ve bu imanın hakkında Biz insanlar ve kurtuluşumuz için gökten inmiş, Kutsal Ruhun kudreti ile Bakire Meryemden vücut alıp insan olmuştur dediği (Büyük İman Açıklaması) İsa Mesihte armağan edilmiştir. Hristiyan, şeytanın kudretine karşı savaşma gücüne Tanrının Sözünü imanla dinlemek ve sakramentleri almakla kavuşur.

Soru 9: Dünya hayatının nizamı insanın yaptıklarından sorumlu olması esasına dayanır. Yoksa nizam ve intizam olmaz. Bir tek insanın bütün insanların ıstıraplarını çekmesiyle, bütün insanların kurtuluşunu temin etmesi tuhaf olmaz mı? (TR)

Yanıt:
Tanrı bütün insanlara İsa Mesihte ve İsa Mesih aracılığıyla kurtuluşu teklif eder. Bunu özellikle yazıyorum: teklif eder. İnsan bu teklifi kabul edip etmemekte özgürdür. Teklifi kabul ederse, bu kurtuluş armağanının onda gerçekliğe dönüşmesi için bütün (onu engellemek isteyen) güçleri de aşması gerekir. İsa Mesihten, kendisine, yüreğine, ağzına ve ellerine egemen olmasını, inatçılığını itaate dönüştürmesini ve böylece imanlıyı Mesihe layık ve Tanrının hoşuna gidecek bir hale getirmesini diler, yani bu şekilde kurtulur.

Soru 10: İnsanlığın yaratılıştan günahı varsa, onların sonsuz ve merhametli ve dilediği herşeyi yapan Rabbi kendilerini affetmez mi? (TR)

Yanıt:
5. ve 6. soruların yanıtını gözden geçiriniz. Tekrar edersek: İnsanlığı yalnızca bir tek sözcükle değil de Sözü ile kurtarmak Tanrının kararı olmuştur. Tanrının isteği insanlığı kurtarmak olmuştur, bunu da günah dışında herşeyde bize benzer insan olarak ve bu şekilde bizleri Kutsal Ruhun kudreti ile sonsuza dek Onun çocukları ve Onun Oğlu İsa Mesihin kardeşleri olmaya yetkin kılarak gerçekleştirmiştir.

Soru 11: Teslisi bilmeyen ilk hristiyanların durumu ne olacak? İmanları sahih olur mu? (TR)

Yanıt:
Hristiyan Tanrı inancının tarih sürecinde ifadesini bulduğu teolojik formülasyonlarla hristiyan Tanrı inancının içeriği arasında ayrım yapmak gerekir.

Hristiyan imanının temelinde insanların olağanüstü bir şekilde Tanrının, İsa Mesihte ve Ruhunun gücüyle insanlığa geldiğini görmeleri, anlamaları gerçeği yatar. Bu şekilde Tanrı insanlara birşey vermiş, dağıtmış değil, aksine kelimenin tam anlamıyla kendini armağan etmiştir: Tanrı İsa Mesihte şahsen dünyaya gelmiştir, böylece dünyamız artık Onun da dünyasıdır, insanın yaşam yazgısını paylaşır ve böylece kendisi ile insanlık arasında sonsuza dek sürecek olan yaşam ortaklığını kurar. Bunun anlamı şudur: İsa Mesihte durum bambaşkadır. Peygamberlerde olan, onların Tanrıya işaret edip mesajını taşımaları, Tanrının ise insanlarca erişilmez kalmasıdır. Ancak İsa Mesihte Tanrı kendisi gelmektedir. Kim İsa ile, Onun sözleriyle, yaptıklarıyla, uğradığı eziyetlerle ilgili ise, Ruhu içinde ve kendini bu Ruhun etkinliğinde hissederse, işte o kişi direk Tanrı ile karşı karşıya gelmektedir. Aksi takdirde Tanrının sonsuza dek geçerli Sözü ve Tanrının aşılamaz Tanrısal Sevgisi olarak ortaya çıkan İsa kendi kendisiyle çelişki içinde olurdu; o zaman Tanrı ile insan arasındaki sonsuzlara dek geçerli tek aracı olamazdı, ki bunu kendisi şöyle ifade etmiştir: Beni gören, Babayı görmüş olur (İncil, Yuhanna 14,9). Ve İsayı dolduran, Babaya dönüşünden sonra bizlere Mesihin gerçekliğini yakın ve anlaşılır kılan ve Babaya direk bağ içerisine sokan Kutsal Ruh da eğer Tanrı olmasaydı bizleri tamamen yaratılmışlık düzeyinde bırakırdı. Bu konuda ayrıca kitabın 5.bölümünde Hristiyan Görüşünün 7. Tanrının Üçlübirliği öğretisinin kaynağı hakkında altbaşlığını okumanızı öneririz.

Soru 12: Diyelim ki hristiyanlar üç ayrı Tanrıya inanmıyor. Fakat Mesihin Tanrı olması nereden çıkıyor? Beşerde olan, bir ananın karnında teşekkül eden, bir kadından süt emen, tamamen herhangi bir çocuk gibi büyütülen kişi Tanrı olur mu? Rabbül alemin azamet ve münezzehiyetine yaraşır mı? (TR)

Yanıt:
Tanrıya, yaptıklarında nelerin Onun yücelik ve erişilmezliğine, münezzehiyetine yakışacağını biz öğretebilir miyiz, şart kural koyabilir miyiz? Allahu Ekber denildiğinde bu onun bütün insani anlayış ve betimlemelerden büyük olduğu anlamına gelmiyor mu? Eğer Tanrı sonsuz merhameti içinde, biz insanların Onun Tanrısal yaşamına paydaş olmamız için insan olmaya karar vermişse, biz bunu Ona yasaklayamayız. Kitapta 2.bölümden Hristiyanlar yanıtlıyor altbaşlığını okumanızı öneririz.

Soru 13: Hz. İsa (A.S) ikibin sene önce yoktu, sonra doğdu. Allaha sonradan ilave olunur mu? Sonra Allah insanlar tarafından haça gerilecek kadar aciz mi? İncillerde Hz. İsanın istemeyerek asıldığını ifade eden ayetler de vardır, mesela Matta 27,46. (TR)

Soru 14: Üç uknumlu tek Tanrı şu probleme de yol açar: Bu üç uknumdan biri nasıl olupta çıkmış Meryemin karnına girmiş, nasut alemine karışmış ve insan şeklini almıştır? Bu da aşikar bir çokluğa delil göstermez mi? Zira Tanrı üç uknumlu olsaydı, bunlardan sadece birinin ayrılıp yeryüzüne inmesi mümkün olmazdı. (TR)

Yanıt:
Kitapta 2.bölüm (Tanrının beden alışı) ve 5.bölüm (Üçlübir Tanrı), Ezelden beri yaratılmamış Oğul olan Mesih İsada Tanrının insan olduğu gösterilmiştir. Ayrıca şunları okuyunuz: İncil, İbranilere Mektup 1.bölüm; Efeslilere Mektup 1.bölüm; Koloselilere Mektup 1.bölüm 12-20.ayetler; Filipililere Mektup 2.bölüm 5-11 ayetler.
Ayrıca kitapta 3.bölüm, Hristiyan Görüşünde 2. ve 2.1 altbaşlıkları okuyunuz.

Soru 15: Tanrınız kendi arzusu ile asıldıysa, bu arzuyu yerine getiren yahudilerle Pontius Pilatusa teşekkür etmesi gerekmez miydi? Öyleyse hristiyan tarihini baştan sona dolduran yahudi düşmanlığını ilan eden peuple déicide (Tanrı İsayı öldüren kavim), peuple maudit (melun kavim), peuple reprouvé (rahmetten kovulan kavim) tabirleri neyi gösteriyor? Batı dillerine déicide kelimesinin yerleşmesinin başlıca sebebi nedir? (TR)

Yanıt:
Soruyu yöneltenin öncelikle kitabın 3.bölümünde Hristiyan Görüşünün 2.1, 2.2, 2.3 altbaşlıklarını ve Hristiyanlar yanıtlıyor başlığında İsanın haçta ölümü sözleriyle başlayan cümleleri özenle okumasını öneririz.

Kitapta şunları da belirtmekteyiz: İsa, insanlarca ölüme mahkum edildi – ve haçlanma da İsaya isnat edilen suçun karşılığında Roma yasasının öngördüğü cezaydı. İsa yaşamında Tanrıya ve Şeriata yönelik tavrı nedeniyle insanlar tarafından ölüme mahkum edilmiştir. O halindeki dünya, İsa tarafından günahkar yapısına yöneltilen ağır eleştirilere katlanamazdı. İsa, kötünün güçlerinin kurbanıydı: Nefret, haksızlık, kıskançlık, şahsi çıkar, Tanrının bizden isteğine kulak tıkamak... bunlar hala dünyamızı biçimlendiren güçlerdir.

Bu nedenle yahudi halkını böyle görüp, İsanın ölmesinin tek suçlusu gibi göstermek kötü bir yanlış anlamadır. Sonuçta İsanın reddedilmesi, mahkum edilmesi ve öldürülmesinden bütün insanların ve tek tek her bir insanın günahları sorumludur. 2.Vatikan Konsilinin hristiyan olmayan dinlerle ilişkiler hakkındaki açıklaması Nostra Aetatenin 4.maddesi bu konuda şunları söylüyor: O zamanki yahudi önderleri taraftarlarıyla birlikte Mesihin öldürülmesi için zorlamış olsalar da, İsanın çektiklerinin sorumluluğu ne o sıra yaşamakta olan bütün yahudilere ne de günümüzdeki yahudilere yüklenebilir. Kilise elbette Tanrının yeni halkıdır, ancak yahudiler ne Tanrı tarafından cehennem azabına çarptırılmış kişiler olarak, ne de sanki Kutsal Kitap öyle yazıyormuş gibi lanetli kişiler olarak gösterilmemelidir. Bu nedenle herkes, ne din bilgisi eğitiminde ne de Tanrı sözünü vazederken İncilin gerçeği ve Mesihin ruhuna aykırı bir şey öğretilmemesi için özen göstermelidir.

Yahudilerle ortak mirasının bilincinde olarak, insanlara yönelik her türlü baskı ve zulmü reddeden Kilise, yalnız siyasi nedenlerle değil, aynı zamanda İncilin dinsel sevgisinden de kaynaklanarak, herhangi bir zamanda herhangi bir kişi tarafından yahudilere yöneltilmiş olan antisemitizmin bütün nefret, baskı ve gösterilerini (buna hristiyanlarca yapılmış bütün antisemitik eylemler de dahil) mahkum eder.

Kilisenin hep öğrettiği ve öğretmeye devam ettiği gibi Mesih de, bütün insanların kurtuluşa erişmesi için sonsuz sevgisiyle çektiği eziyetleri ve ölümü özgürce üstlenmiştir. Bu nedenle Kilisenin vaazının görevi Mesihin haçını Tanrının evrensel sevgisinin işareti ve bütün lütufların kaynağı olarak öğretmektir.

Böylece soruda anılan slogan ve ifadelerin hristiyn-katolik öğretiye aykırı olduğu belli olur. Üstelik tüm böylesi slogan ve ifadeleri en şiddetli şekilde reddetmek gerekir.

Soru 16: Kitapta (s.101) şu cümle geçiyor: Bu şekilde farklı dinlerin imanlıarı mümkün olduğunca birlik içinde iman ve Tanrının isteğine alçakgönüllü bir itaatle gerçek bir birlik arayışının tanıklığını yapmalıdırlar. Bunu yazan yazara sormak isterdim: Tanrıları, öğretileri birbirlerine TAMAMEN ZIT olan insanlar nasıl BİRLİK içinde olabilirler? Onu da bırakın, bu insanlar BİRLİK olmadıkları bir öğretişin NERESİNE itaat edecekler? Gerçek birlik nedir? (TR)

Soru 17: Kitapta (s.116) Hristiyan olsun, müslüman olsun, imanlı için, Tanrınin eliyle yaratılmış ve Ona benzer şekillendirilmiş olan insan, Tanrıya geri dönecektir. Baskıların her türlüsünden kurtulmak ve sonunda Tanrının yüceliğine katılmak özlemi çeken her bireyin, insanlığın, evet hatta bütün yaradılışın temel çağrısı budur (İncil, Romalılara Mektup 8,19-25; Kuran, Tekvir, İnfitar, Zilzal ve Karia sureleri). Bu ortak çağrı, ırk, sosyal statü ve din farklılıklarının ötesinde bütün insanların temel olarak eşit olduklarını da ortaya koyar. Şimdi yukarıdaki yazıya göre herkes sonuçta Tanrıya dönecek. Acaba bu dönüş Cennete mi yoksa Cehenneme mi gidiyor bu pek net değil burada. Ama sonraki ifadeyi okursanız aslında tüm dinler aynı sonuca gider deniyor. Peki ben bu yazara sormak isterdim, aiağıdaki ayetlerde neden İsa Mesih tek yolun kendisi olduğunu söylüyor? Yuhanna 14,6: İsa ona, Yol, gerçek ve yaşam ben'im dedi. Benim aracılığım olmadan Babaya kimse gelemez. Beni tanısaydınız, Babamı da tanırdınız. Artık Onu tanıyorsunuz, Onu gördünüz. Burada İsa ne söyledi, Tüm yollar Tanrıya gidiyor mu dedi? Ya bu ayet: Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için dünyaya göndermedi, dünya O'nun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi. Ona iman eden yargılanmaz, iman etmeyen ise zaten yargılanmıştır. Çünkü Tanrının biricik Oğlunun adına iman etmemiştir.
(TR)

Yanıt:
Katolik öğretisine göre şu geçerlidir: Bütün halklar bir tek topluluk oluşturur; bir tek insan soyu vardır, çünkü Tanrı insan ırkının yeryüzünde oturmasını istedi; insnların bir tek sonları vardır, o da Tanrıdır. Tanrının iyiliğinin ve esenlik tasarılarının kanıtları olan Tanrının korumacılığı, seçilmişler kutsal kentte biraraya gelene dek (bkz. Eski Ahit, Bilgelik 8,1; İncil Havarilerin İşleri 14,7; Romalılara Mektup 2,6-7; Timoteyusa 1.Mektup 2,4), herkese yayılmıştır (Nostra Aetate 1, 2.Vatikan Konsilinin hristiyan olmayan dinlerle ilişkiler hakkındaki açıklaması)
Konsil, aynı açıklamanın 3.maddesinde Tanrı inancı konusunda şunu söylemektedir: Esenlik tasarısı Yaradanı kabul edenleri, öncelikle İbrahimin inancını ifade eden, bizim gibi tek, bağışlayıcı, son günde insanları yargılayacak Tanrıya tapan müslümanları da aynı şekilde kapsar.

Ancak bunlar hiçbir şekilde Tanrı inancı konusunda islamiyet ile hristiyanlık arasında temel farklılıklar olmadığı anlamına gelmez. Hristiyan imanının Tanrısı, Kutsal Kitapın ve İsanın açınladığı Tanrıdır. O, kilisenin öğretisinin gösterdiği Üçlübir Tanrıdır.
Bununla birlikte hristiyanlar ve müslümanları birleştiren şey Tek Tanrı inancı ve Tanrının isteğini yerine getirmek arzusudur.
Bir insanın hristiyan açınlamasındaki Tanrıyı gerçekten tanıdığı ve kendi isteğiyle ve doğaldır ki günah olarak reddettiğine dair karar vermek, biz hristiyanlara verilmiş bir yetki ya da görev değildir. Yalnız Tanrı insanların yüreklerini bilir.
Katolik öğretisi, Tanrının her insanın kurtulmasını istediğini ve insanın bu kurtuluşu ancak, Mesihte Tanrının sevgi teklifini özgürce ve bilinçli olarak reddettiği zaman kaybettiğini kabul eder.

İsa Mesih gerçekte Kurtuluşa giden tek yoldur. Ancak bu kurtuluş kilise kurumu ve vaftiz dışında da gerçekleşebilir. Tanrıyı dürüstçe arayan, doğru insanlar da, kendileri bunu bilmeseler de Mesihin kurtarıcı eyleminin lütfundan yararlanırlar (bkz. İncil, Matta 25,31-46: Bazıları yoksullara, mahkumlara, muhtaç olanlara yardımlarından dolayı Mesih tarafından kabul olunacaklar. Çünkü yaptıkları sevgi ve merhamet eylemlerinde kendileri bilmeden Mesihle karşılaşmışlardır.) Aynı şekilde 2. Vatikan Konsilinin Kilise konusundaki öğretisi Lumen Gentiumun 16.maddesi şu ifadeyi içerir: Kendi hataları olmadan, Mesihin İncilinden ve Onun kilisesinden haberi olmayan ama Tanrıyı dürüst bir yürekle arayan ve lütfun etkisiyle Tanrının iradesini kendi vicdanlarının sesine uyarak yerine getirmeye çalışan kişiler ebedi esenliğe erişebilirler. Bunun yanında kitabın 11.bölümünde Hristiyan Görüşünün 4-6. altbaşlıklarını tekrar okumanızı öneririz.

Soru 18: Siz hristiyanlarda boşanmak yasak mı? Eğer iki insanın arasındaki sevgi kaybolmuşsa, onları birarada tutmak işkence etmek olmazmı? Eğer dininiz boşanmayı yasaklıyorsa Amerika'da ve Avrupa'da boşanma oranları neden bu kadar yüksek? Gazetelerde her iki evlilikten birinin sona erdiği yazıyor? (TR)

Yanıt:
Hristiyan düşüncesine göre evlilikteki sevgi, yaşam boyu sadakatle tamama erişir. Evlilikte gerçekleşen, eşlerin birbirlerine koşulsuz yönelimi ve birbirlerine, değişen çevre şartlarından etkilenmeyecek şekilde bağlılıklarıdır. Eşler birbirlerine tutundukları zaman, ne olursa olsun aşabilirler. Böylesi bir tutum insanın bu konuda Tanrının ona yardım etmesine izin verdiği derece yetkin olduğu, insanların birbirlerine destek olmalarının çok yüce bir şeklidir ve dayanışmanın büyük bir işaretidir. Bu sadakatle sürdürülen bir evlilik, İsa Mesihte insanlara ve dünyaya koşulsuz sevgisini ve kabulünü açıklamış olan Tanrının sevgisine açık olur.

Katolik imanına göre sakramental (yani kutsal gizemi taşıyan) evlilik, yani kilise evliliği, İsa Mesihin kilisesine duyduğu sevgiye benzer tanımlanan bir bağdır (bkz. İncil, Efeslilere Mektup 5,21-33). Mesih, beden alışı, ölümü ve dirilişinde kendini Kilisesine armağan etti ve kendini onun için feda etti. Yalnız bu anlayış içerisinde evlilik sakrament olarak anlaşılabilir ve yaşanabilir. Evlilik, Mesihi izlemenin yollarından biridir.

Hristiyan eşler bu bağlarında, Mesihin Kilisesine olan sevgi ve sadakat bağına da dahil olduklarını bilirler ve sakramental evlilikten sadakatlerini sürdürmek için güç alırlar. Bu bağ, bir karşılıklı güven bağıdır; içinde hata, yanlış veya monotonlaşma da olabilecek bir süreçtir; ancak tüm bunlar hristiyanlar için sadakatten vazgeçmek için sebep teşkil etmez. Eşlerden biri evlilik birliğini terketmiş bile olsa, diğer eş sadakat içinde eşine bağlı kalır. Yalnız kalışını, bilinçli ve imanlı olarak Mesihi izleyişinde kendi haçı olarak taşımaya devam edebilir.

Federal Almanya Episkoposluklarının ortak sinodu hristiyanca yaşanan evlilik ve aile konusunda şunları söylüyor:
Ölüme kadar bağlılıkla her bir eş, bizi hiçbir şeyin ayıramayacağı Mesihin sevgisini, diğer eşe yakın kılmaktadır (bkz. İncil, Romalılara Mektup 8,35). Tüm yaşam sürecini kapsayan böylesi bir sadakatte hristiyanca varoluşun doluluğu, mükemmelliği kendini gösterir: eşin dirilişine inancı da kapsayan Dirilen Rabbe iman; Mesihe güvenle diğer eş için de en iyi umudu beslemek; Mesihin sevgisiyle sahip olunan, diğer eşe destek ve dayanak sunan sevgi.
Evlilikte yaşanabilecek bunalım ve kopmalar durumunda da rahiplerin ruhsal ve çobansal yardımını almak yararlı ve gereklidir.

Soru 19: Tanrı'nın insanlarca erişilmez olduğunu siz de belirtiyorsunuz. Eğer İsa Tanrı'ysa (haşa) o zaman Tanrı'nın erişilmezliği nerede kaldı? Hem İsa, hem de Kutsal Ruh Tanrı ise nasıl olur da üç değil de Tek Tanrı'dan bahsedersiniz? Tanrı kendini klonladı mı? (TR)

Yanıt:
Hristiyan inancına göre, Tanrının erişilmezliği, herşeyi aşan ve herşeyden büyük olan yüceliği, Tanrının yalnızca dünyanın yaratıcısı ve peygamberler, kutsal kitaplar göndererek yolgösterici olarak kalmayıp, bundan daha ötesini yapması, yani özgür isteği ve sevgisiyle İsa Mesihte beden alıp, biz insanların arasında mevcut olması, Mesih İsada bütün insanlara kardeşlik sunması ve Kutsal Ruhu ile bizleri de Onun sevdiği çocukları olmaya yetkin kılmasını engellemez. Biz hristiyanlar, İncilde İsanın müjdesinin duyurduğu uyarınca, Tanrının o sonsuz lütfu ile bunu gerçekleştirdiğini tanıdık. Özgür ve yüce Tanrının bu yaptıklarını şükranla kabul ederiz ve Ona imanla ve imana yalışır bir yaşamla yanıt veririz.

Bu konuda lütfen bu sayfada 1,2,3 ve 4 numaralı soruların yanıtlarını ve kitapta da 2.bölümün Hristiyan Görüşü, 5.Bölümün Hristiyan Görüşünde 7.altbaşlığı ve Hristiyanlar Yanıtlıyor başlıklarını inceleyiniz.

1 numaralı soruya yanıtımızda hristiyan imanının Tanrının Birliğini nasıl anladığını göstermiştik. Üçlübir Tanrının birliği, kendisini bize Sevgi olarak tanıtan Tanrının birliğidir. Sevgi ise ilişki ve birlik demektir. Lütfen 1 numaralı sorunun yanıtını da tekrar okuyunuz.

Soru 20: Efkaristiya nasıl Tanrı olabilir? İncilde İsa diyor ki, ağızdan giren herşey ayakyoluna atılır. Bu sözlerden sonra nasıl olur da yenilen içilen şeylere Tanrı dersiniz? Hem üstelik efkaristiyayı yediğiniz zaman 3 Tanrıdan 2 tane mi kalıyor? (TR)

Yanıt: Katolik öğretisi Efkaristiyanın Tanrı olduğunu söylemez, öğretmez. Soruyu soranın kitapta 7.bölümde Hristiyan Görüşü ve Hristiyanlar Yanıtlıyor başlıklarını tekrar okumasını öneririz.
Efkaristiya, katolik imanındaki yedi sakramentten biridir. Sakramentler nedir ve alınmaları ne anlama gelir?
Sakramentler, aracılıkları ile Tanrının İsa Mesihte bize yönelim ve yakınlığını özel bir şekilde yaşadığımız işaretler, kutsal gizemlerdir. Bize gerçekten armağan edilmiş olan şey, sakramentlerde sembolik olarak vurgulanır: Mesihle biraraya geliş. Katolik kilisesi yedi sakrament kabul eder. Vaftiz, Kuvvetlendirme, Efkaristiya, Tövbe, Hastaların meshedilmesi, Evlilik ve Rahiplik (Kutsanma - Tanrıya adanmış ve kutsanmış yaşam). Sakramentler insana doğumdan ölüme dek, yani ömür boyu eşlik ederler: Vaftizde bizlere Mesih aracılığıyla yeni bir yaşam armağan edilir, vaftiz bizi kilise topluluğunun bir üyesi kılar. Kuvvetlendirme sakramentinde Mesih bizi Kutsal Ruhla güçlendirir, öyle ki artık yetişkin hristiyanlar olarak dünyada sorumlu bir hayat sürelim ve imanımıza layıkıyla tanıklık edebilelim. Efkaristiyada Mesihle ve bütün iman kardeşlerimizle bir oluruz. Tövbe sakramentinde Mesih bizi yeniden hata ve günahlardan kurtarır, affeder. Hastaların kutsal yağla meshedilmesinde, Mesih bizlere ağır hastalık ve ölüm tehlikesinde destek olur. Rahiplik (Kutsanma) sakramentinde Mesih bu kişiye Sözünü vazetme ve sakramentleri sunma yetkisini verir. Evlilik sakramentinde ise, evlenecek çift birbirine evet diyorsa, Mesih de onları lütfuyla, ölüme dek sürecek, çözülmez bir bağla birbirine bağlar.

Vaftiz ve efkaristiya temel sakramentlerdir. Uygulanışları İncilde defalarca aktarılmıştır. Sakramentlerin sayısının yedi oluşunda katolik kilisesi uzun bir gelişim sürecini temel alır; bu gelişim süreci onikinci yüzyılda tamamlanmış olmasına karşın temeli ilk kiliseye, yani havarilerin topluluğuna dayanır. 16.yüzyılda sakramentler mezheplerarası çekişmelerin konusu olur. Reformcu (Protestan olarak da bilinir) kiliseler o zamandan beri yalnız iki sakramenti (vaftiz ve efkaristiya, yani Rabbin sofrası) uygularlar. Ancak son yıllarda bu konularda mezheplerarası yakınlaşmalar da görülmektedir.
Sakramentlerin kabulü hristiyan olmak için yerine getirilmesi gereken şartlardandır: Vaftiz, kilise topluluğuna dahil olabilmek için temel önşart durumundadır, efkaristiya ise daha sonrasında Mesihin vaadettiği, Onunla bağ ve birlik içinde olmayı sağlar. Ancak bu sakramentleri almakla gerçek hristiyan yaşamı olanaklıdır. Çünkü kim Mesihle bağ içinde yaşarsa, işte o kişi hristiyan olarak Tanrının çağrısına gerekli yanıtı verebilir.

2. Efkaristiya, Mesih İsayla aynı sofrada olmaktır ve böylece Onunla ve Tanrıyla birliğin ifadesidir.
Efkaristiya, bütün katılımcılar Kutsal Sofrada Mesihin bedeninde yeraldıkları için Mesihle birliği görünür kılar. Bölüp yediğimiz ekmekle Mesih'in bedenine paydaş olmuyor muyuz? Ekmek bir olduğu gibi, biz de çok olduğumuz halde tek bir bedeniz. Çünkü hepimiz bir ekmeği paylaşıyoruz (İncil, Korintlilere 1.Mektup 10,16-17).

İncilde defalarca aktarılan (Korintlilere 1.Mektup 11,23-25; Markos 14,22-25; Luka 22,15-20) İsanın havarileriyle Son Akşam Yemeği, onlarla uzun süre birlikte yediği bir çok yemeğin sonuncusudur. Yemeği paylaşmak, aynı sofrada oturmakla vurgulanan bir beraberlik ve yaşam ortaklığının işaretidir.
Belli ki İsa o zamanlar dini açıdan anlamlı olan, törensel şekli kurallarla belirtilmiş Yahudi sofra geleneğini kullanmıştır: Yemeğin başlangıcında hane reisi ekmeği (pide şeklinde) elinde tutarak bunu bağışlayan Tanrıya bir övgü duası eder, ardından ekmeği herkese bir parça düşecek şekilde böler (Ekmeğin bölünüşü) ve dağıtırdı. Birlikte yemek yendikten sonra aynı tören bu kez şarap dolu bir kadehle tekrarlanırdı.

Bu çerçevede İsanın Son Akşam Yemeği sırasında yaptıkları ve söyledikleri havariler için çok anlaşılır birşeydi. Ancak İsa sözleri Alın, bu benim bedenimdir, bu benim kanımdır, birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır (İncil, Markos 14,22-24) sözleriyle alışılagelmiş sofra töreninin ötesine geçmiş, ekmek ve şarabı kendisiyle özdeşleştirerek buna yeni bir anlam vermiştir. Karşı koymadığı ölümcül yazgısını gözönünde tutarak kendisinden kurban olarak sözediyor: Bedenim de bu ekmek gibi olacak, kırmızı şarap nasıl akıtılıyorsa, kanım da öyle akıtılacak. Buna uygun olarak İsanın eziyetlere uğraması ve ölümü de Kurban ve fidye olarak ölümü şeklinde yorumlanmıştır.
Bu Son Akşam Yemeğini anmak için hristiyanlar sürekli olarak birlikte sofrayı paylaşırlar: Pavlus Bu ekmeği her yediğinizde ve bu kaseden her içtiğinizde, Rab'bin gelişine dek Rabin ölümünü ilan etmiş olursunuz (İncil, Korintlilere 1.Mektup 11,26) şeklinde yazıyor. Ancak bu anı yemeği asla bir matem yemeği değil, İsanın dirilişi (İncil, Korintlilere 1.Mektup 15.bölüm) nedeniyle, bir sevinç yemeğidir (bkz. İncil, Havarilerin İşleri 2,46). Bu yemekle (I) İsanın fedakarlığı, yaşamı ve bizim için ölmesi, (II) bizlere olan bağı ve yakınlığı (Bölüp yediğimiz ekmekle Mesih'in bedenine paydaş oluyoruz İncil, Korintlilere 1.Mektup 10,16) ve (III) yüceliği içinde geri geleceğine dair (bkz. İncil, Markos 14,25; Matta 26,29; Luka 22,18) bizlere armağan ettiği umut için teşekkür ederiz.
Teşekkür etmek Yunancada eucharistiadır. Bu nedenle şükran yemeğine de Efkaristiya denir. Efkaristiya, her hristiyan cemaatinin merkezi, Kilisenin yüreği ve her hristiyanın yaşam kaynağı olan ekmek tir.
Bu nedenle Kilise, Mesihin bedeni sayesinde sevgi bağıyla bağlı, eşit bir topluluk, Tanrının yeni halkıdır: Birbirinizi kardeşlik sevgisiyle, şefkatle sevin. Birbirinize saygı göstermekte yarışın. Gayretiniz eksilmesin. Ruhta ateşli olun. Rab'be kulluk edin. Ümidinizi düşünerek sevinin. Sıkıntıya dayanın. Kendinizi duaya verin. İhtiyaç içinde olan kutsallara yardım edin. Konuksever olmaya bakın (İncil, Romalılara Mektup 12,10-13).
Hristiyanların birliğinin bağı, karşılıklı kardeşçe sevgi ve dayanışmanın temeli kanbağı ya da aynı kabileden, kavimden olmak değildir, aksine onları Efkaristiya sakramenti ile Kutsal Ruhta birbirlerine bağlayan Dirilmiş Mesihe olan imandır.

[Ana Sayfa - Önsöz] [Kutsal Kitap] [İsa'nın Tanrılığı] [Haç, Günah, Kurtuluş] [Muhammed: Peygamber?] [Üçlübir Tanrı] [Kilise] [Kutsal Efkaristiya] [İbadet] [Ruhsal ve Dünyasal] [Sürekli Bekarlık] [Dinlerin çokluğu] [Hristiyanlığın Merkezi] [Dipnotlar] [Tematik Soru İndeksi] [Sorular İndeks] [Sorular ve Yanıtlar 1] [Sorular ve Yanıtlar 2] [Sorular ve Yanıtlar 3] [Sorular ve Yanıtlar 4] [Sorular ve Yanıtlar 5] [Sorular ve Yanıtlar 6] [Sorular ve Yanıtlar 7] [Sorular ve Yanıtlar 8] [Sorular ve Yanıtlar 9] [Sorular ve Yanıtlar 10] [Sorular ve Yanıtlar 11] [Sorular ve Yanıtlar 12] [Sorular ve Yanıtlar 13] [Sorular ve Yanıtlar 14] [Sorular ve Yanıtlar 15] [Sorular ve Yanıtlar 16] [Sorular ve Yanıtlar 17] [Sorular ve Yanıtlar 18] [Sorular ve Yanıtlar 19] [Sorular ve Yanıtlar 20] [Sorular ve Yanıtlar 21] [Impressum]