|
Dipnotlar
1 Ybni Sina (980-1037), Ybni Haldun (1332-1406), Muhammed Abduh (1849-1905), Seyyid Ahmed Han (1817-1898). 2 Abbas Mahmud al-Akkad (1889-1964), Ysa’nyn ya?amynyn yazary: Abkariyyat al-Mesih (1952). Bkz. Olaf H. Schumann, Der Christus der Muslime. Köln/Wien: Böhlau, 1988, S. 111-131; Fethi Utman (do?. 1928 Kuzey Mysyr), Mit Christus in den vier Evangelien (Ma’a al-Masih fi anajil al-arba’a-1961) kitabynyn yazary. Bkz. Olaf H. Schumann, a.e. S. 132-146; Halid Muhammed Halid (do?. 1920), Ma’an ala al-tarik, Muhammad val Mesih (Beraberce yolda - Muhammed ve Mesih) adly kitabyn yazary, bkz. Oxford Encyclopedia of the Modern Islamic World, c. II, 412-413. 3 Muhammed Arkoun (do?. 1928 Cezayir), Paris Sorbonne Üniversitesi’nde Yslam Dü?ünce ve Kültür Tarihi Profesörü; Nasr Ebu Zayid (do?. 1943 Mysyr), Leiden’de Yslam Bilimleri Profesörü. 4 Geist und Leben, 46 (1973) 81-85. Bu alynty S. 82. 5 Bugün Mekke büyük camisinin ortasynda yeralan, yakla?yk dört kö?eli bir bina. Yslamiyet’in en kutsal merkezidir. 6 Hicret = Peygamber Muhammed’in Eylül 622 tarihinde Mekke’den Yatrib’e (daha sonradan Medine, yani ‘peygamberin ?ehri’) göç etmesi. 7 Werner H. Schmidt/Gerhard Delling Kitaby Mukaddes Sözlü?ü S. 442’de (Hamburg: Furche 1971) Peygamber sözcü?ünü ?öyle açyklyyorlar: “Peygamber gelece?i duyurur, belirsiz bir gelece?e gitmek için ?imdiki zamany terketmez, aksine gelecek olan ?eyleri önceden bildirir. Öncelikle yasayy duyurmak, suçlary ortaya dökmek ya da mevcut durumu ele?tirmek de?il, yargyyy ya da kurtulu?u duyurmak ister. Mevcut zaman, kendini buna göre ayarlamalydyr. Gelecek hakkynda önbilgi, mevcut gerçekli?i ve aky?y anlamayy sa?lar, bunun tersi olmaz.” 8 GRIC, Ces Ecritures qui nous questionnent: La Bible et le Coran (Kutsal yazylar boyunca sorular:Kitaby Mukaddes ve Kuran), Paris, Ed. Le Centurion, 1987, S. 160vd. 9 Kenneth Cragg, Muhammad and the Christian: a question of Response. Londra: Darton, Longman and Todd, ve New York: Orbis, 1987, S. 180vd. 10 Lumen Gentium, 16 - Nostra Aetate, 3. 11 Burada söylenen ?ey, kendi imanyna sadyk kalmak isteyen bir hristiyanla bir müslüman arasyndaki diyalog yapysynda geçerlidir. Elbette ki, her hristiyan ve Kuran’y do?ru anlayan her müslüman bütün insanlara kendi müjdelerini duyurmakla görevlidir. Sorun, bunun nasyl olmasy gerekti?idir. Bu konu, burada incelenen sorularyn dy?ynda kalmaktadyr. 12 How to Understand Islam (London: SCM Press, 1989), S. 140-148 13 Özellikle ?u bölümlere bakynyz: ‘Ysa’nyn Tanryly?y ve Beden Aly?y’, ‘Haç, Günah, Kurtulu?’, ‘Üçlübir Tanry’. 14 Kuran, Baba Tanry, Ana Tanry ve O?ul Tanry ?eklinde bir üçleme yapan zamanynyn sapkyn hristiyan akymlaryny gözönüne almaktadyr. “Arapça Çocukluk Yncili’nde örne?in Meryem ‘yüce, tanrysal’ olarak tanymlanyr.” Bkz. Martin Bauschke, Jesus - Stein des Anstoßes (Köln: Böhlau, 2000), S. 155. 15 Do?a, öz ve özellikle ?ahys terimleri o dönemin felsefesinden kaynaklanmaktadyr. Anlamlary bugünkünden farklyydy. Dogmanyn içeri?i, ancak bu terimlerin Konsiller döneminde sahip olduklary metafizik anlamlary kabul edilirse do?ru ?ekilde korunmu? olur. Bu ?ekilde “?ahys” sözcü?ü hypostasis, Tanry ili?ki içinde ya?ar ve etkindir demektir. Buna kar?yn ?ahys sözcü?ü ki?ilik, yani otonom psikolojik bilinç merkezi olarak algylanyrsa, Konsillere kastettiklerinin tam tersi söyletilmi? olur. Öyle bir durumda “?ahys” sözcü?ü, Konsillerin “do?a” sözcü?ü ifade ettikleri ?ey anlamyna gelir. Bu durumda ise Tanry’da üç do?a bulunmasy gibi bir anlam çykardy. 16 Arapça terminoloji kullanylacaksa, Üçlübirli?in ifadesi için teslis sözcü?ü yerine talut syfaty kullanylmalydyr. Teslis sözcü?ü bir ?eyin üç parçaya ayrylmasyny ifade eder ki, bu tamamen yanly? olur. 17 Ysa hakkynda Tanryo?lu olarak konu?uldu?u zaman Kuran’da 112.sureyi gözönünde bulundurup ibn Allah terimi kullanylmaly, asla veled Allah terimi kullanylmamalydyr. Arapça yalnyzca ibn sözcü?ünü metaforik anlamda kullanmaktadyr, örne?in ibn al-sabil. Tanynmy? islam din bilginlerinden al-Biruni’nin (973-ölümü tahmini 1050) bir ifadesi burada yararly olur: “Yslamiyet Tanry hakkynda Baba ve O?ul sözcüklerinin kullanymynda çok dikkatlidir. Çünkü Arapça’da o?ul (ibn) sözcü?ü, cisimlerin do?al düzeninde çocuk (veled) sözcü?ü neyi ifade ediyorsa hemen hemen aynysyny ifade eder. Arapça bu sözcü?ü ebeveynlik ve do?umla ili?kili olarak kullanyr. Asla ve katiyen Tanry hakkynda kullanylamazlar. Ba?ka diller bu konuda daha serbesttirler. Çünkü o dillerde çocuklar bir ki?iyi baba olarak tanymladyklarynda bu, onu Efendi, Rab olarak tanymlamalary gibidir. Bu, hristiyanlarda da böyledir... O?ul sözcü?ü ile özel bir ?ekilde Ysa’yy kastetmektedirler, ancak bu terimi ba?kalary içinde kullanmaktadyrlar. Havarilerine ?öyle dua etmelerini buyuran Ysa’dyr: ‘Göklerdeki Babamyz’. Ysa, yakla?an ölümünden bahsederken de kendisinin ve onlaryn Baba’syna gidece?ini bildiriyor. Syk syk kendisini tanymlamak için O?ul sözcü?ünü kullanyyor: Ynsano?lu oldu?unu söylüyor” (al-Biruni, Ta’rikh al-Hind, Ed. Sachau, Londra 1919, Bölüm 3; Yngilizce metin: C. I, S. 36-39). 18 Bu açyklamanyn üçüncü yüzyylyn Modalistleri ile ilgisi yoktur. Modalistler “Monar?ist” lerdi. Tek bir Tanry’nyn, Baba’nyn oldu?unu söylerlerdi. Ysa, Mesih olarak Baba ile aynyydy. Sonuç olarak ?unu iddia ederlerdi: Ynsan olup eziyetlere u?rayan ve haçta ölen Baba’dyr (Patripassionizm); O?ul ve Ruh yalnyzca farkly “isimlerdir”. Çok farkly biçim ve tarzlarda ortaya çykan bu ö?reti, üçüncü yüzyylyn sonunda ya?ayan Sabelyus’un adyyla Sabelyanizm’e dönü?tü. Sonunda, dördüncü yüzyylda bu ö?reti, O?ul’un yaratylmy? bir varlyktan ba?ka bir ?ey olmady?yny iddia eden Aryusçuluk halini aldy. Tüm bunlar, Eski Yunan felsefesinden (Stoacylyk ve Yeni Platonizm) kaynaklanan tek Tanrycyly?y vurgulamak için Üçlübirli?e kar?y tepki olarak geli?ti. O?ul’un gerçek Tanry, Baba ile “ayny özden” ve ayny zamanda tam insan oldu?unu belirterek, Aryusçu sapkynly?y reddeden (Y.S. 325 yylyndaki) Yznik Konsili’ydi. 19 Vahhabiler; aziz ve evliyalaryn onurlandyrylmasy, ?iilerin imam konusundaki dü?ünceleri, felsefe ve tasavvufun monistik e?ilimleri gibi Yaradan ile yaradylmy?lar arasyndaki her türlü aracyly?y ysrarla reddeden Muhammed Ibn Abdul Vahhab’yn (1703-1793) ö?retisinin taraftarlarydyr. 20 Özel olarak aksi söylenmedikçe burada katolik sözcü?ü Almanya’da kilise dili olarak Roma-Katolik, Protestanlyk (Lutherci, Reformasyon) ise Yncili kiliseleri kastetmektedir. 21 Kilise tarihinin ilk onyyllarynda öncelikle yeti?kinler vaftizle kiliseye kabul ediliyorlardy. Yncil metinleri çocuk vaftizlerini belirtmiyor, ancak olanaksyz da görmüyor (bkz. LTHK. 3. Basky, C. V, S. 1448). Hristiyan ebeveynlerin çocuklarynyn daha bebek iken vaftiz edilmelerinin nedeni, ebeveynlerin çocuklaryny imanda yeti?tirebilecekleri, çocu?un daha sonra bilinçli olarak imanyna tanyklyk edip, yeti?kin olarak kilise önünde sorumluluk alabilece?i dü?üncesidir. Bazy kiliseler yalnyzca yeti?kinleri vaftiz etmekte, çocuk vaftizinin Yncil’e aykyry dü?tü?ü dü?üncesini savunmaktadyrlar. 22 Confessio Augustana, Sayy 7. 23 E?itimleri hakkynda 27 nolu dipnota bakynyz. 24 Cemaat düzeyinde Cemaat Kilise Konseyi; Kilise bölgesi düzeyinde Bölge Ruhani Meclisi ve Ruhani Meclisler arasynda Bölge Kilise Konseyi; Eyalet düzeyinde Eyalet Ruhani Meclisi ve Ruhani Meclisler arasynda Kilise Ydaresi; Ülke genelinde Almanya Protestan Kiliseleri (EKD) Ruhani Meclisi ve Ruhani Meclisler arasynda EKD Yüksek Kurulu etkindir. 25 Sayy 21: “in communione hierarchica”, ayryca bkz. Sayy 8 ve 10. 26 Arapça-islami masum ve isma terimleri bazen “yanylmaz” ve “yanylmazlyk” olarak aktarylyr. Ancak bu terimler daha çok “korunmu? olmak” dü?üncesini vurgularlar ve daha çok “günahlardan korunma” anlamyndadyrlar. Bu peygamberler, ve ?iilerde ayryca imamlar için geçerlidir. Bu nedenle terim “yanylmazlyk” tan çok “günahsyz olmak” ?eklinde anla?ylyr. 27 Rahip olarak bir cemaate gönderilmeden önce rahiplik okulunda ruhsal ve teolojik e?itim alyr. Özel bir törenle episkoposça din adamly?yna ya da rahipli?e kutsanmasyndan sonra ayny episkopos tarafyndan belli bir cemaate gönderilir. Temel olarak bir rahibin evli olmasyna kar?y olan kural yoktur. Ortado?u’da evli olan birçok rahip vardyr ve ortodoks rahiplerin ço?u evli ve çocuk sahibidirler. Baty’da, Latin Kilisesi’nde ise 7.yüzyyldan beri rahiplerin bekar kalmalary kilise kanunuyla ?art ko?ulmu?tur. Ancak bu ?art de?i?tirilebilir, çünkü rahip ille de tarikat üyesi de?ildir. Tarikat üyelerinin ço?unlu?unun ayny zamanda rahip olmasyna kar?yn, rahip, tarikat üyesi din adamy ile kary?tyrylmamalydyr. Tarikat üyesi erkek ya da kadynlar, ya?amlaryny özel bir ?ekilde tamamen Tanry’ya adamaya ça?ryly hristiyanlardyr. Tarikat kutsamasy tam ifadesini üç yeminde, yoksulluk (mal-mülk edinmeme), namusluluk (sürekli bekarlyk) ve itaat yeminlerinde bulur. Tarikat üyeleri bir ba?rahip ya da ba?rahibenin idaresi altynda topluluk (Konvent) halinde ya?arlar. Bazy tarikatlar tamamen ibadete yöneliktir. Bazylary özellikle gençlerin ruhsal ve/veya okul e?itimleriyle me?guldür, ba?ka tarikatlar da tybbi ya da genel sosyal yardym i?leriyle me?guldür, vb. Belli bir yöredeki etkinlikleri hakkynda, bölge episkoposunun otoritesine ba?lydyrlar. Protestanlarda da kilisede çaly?anlar teolojik e?itimlidirler, vaiz (pastör) erkek ve kadynlar ve kilise idarecileri yüksekokul e?itimlidirler. Cemaat düzeyinde çaly?ma ya da di?er kilise hizmetlerini üstlenmeleri genellikle dinsel atanmayy gerektirir. 28 4.yüzyyldaki Yznik Konsili (Y.S. 325) Tanryo?lu’nu Baba’nyn yaratty?y bir varlyk olarak gören Ariyus ve Ariyusçulary reddetmi?tir. Ariyusçu dü?ünce günümüzde, Üçlübirlik ö?retisini reddeden Uniteryenlerde sürmektedir. 5.yüzyylda ise Efes Konsili (Y.S. 431), Mesih’te iki ?ahsyn mevcut oldu?unu savunan Nestoryus’u ve Nestoryusçulary reddetmi?tir. Bazy Nestoryusçu gruplar Irak’ta ve Yran’da Asuri (Nasturi) ady altynda ya?amaya devam etmi?lerdir. Tarih içinde bunlaryn ço?u Katolik Kilisesi’ne katylmy?lardyr. Bunlar Keldaniler adyny ta?yrlar. Yine 5.yüzyylda Kadyköy Konsili (Y.S. 451), Mesih’te yalnyz Tanrysal do?ayy kabul eden Eutyches ve Monofizitleri (Tek do?acylyk) reddetmi?tir. Monofizitizm Mysyr’daki Kopt kilisesi ve onun Etiyopya’daki karde? kilisesince, ve Suriye’deki Yakubilerce “Süryaniler” temsil edilmektedir. Monofizitizmi reddedip, Kadyköy Konsili Ynanç Bildirgesini kabul eden ve Bizans Ymparatoruna (Sezar) sadyk kalanlar Melkitler (Süryanice malkaya, yani “Sezaryn halky” sözcü?ünden) olarak anylyrlar. Günümüzde bu deyim, Antakya, Kudüs ve Yskenderiye Patrikli?ine dahil olan, ister ortodoks, ister Roma’ya ba?ly Ünierteler olsun, Bizans ayin törenini sürdüren hristiyanlary tanymlar. 11.yüzyylda Konstantinopel (Ystanbul) Patri?i’nin otoritesi altyndaki Do?u Kilisesi ile Roma’daki Papa tarafyndan idare edilen Baty Kilisesi arasynda büyük bir ayrylyk do?du. Bunu izleyen dönemde Do?u Kilisesi kendini ortodoks (do?ru ö?reti), Roma Kilisesi ise katolik (evrensel) olarak tanymlady. 16.yüzyylda Reformasyon Kiliseleri ortaya çykty. Kalvinci ya da Reform Kilisesi John Calvin’e (1509-1564) dayanyrken, Martin Luther’in (1483-1546) etkinlikleriyle Lutherci Kiliseler olu?tu. Yngiltere’de ise Kral VIII. Henry 1531 yylynda Anglikan Kilisesi’ni kurdu. 29 Katolik sözcü?ü burada Roma-Katolik ifadesinden daha geni? anlamdadyr. 30 Ayryca Do?u Kiliselerinin her birinden bir grup imanly yeniden Katolik Kilisesi ile birle?mi?tir (Ünierte). Sonuç olarak hem ortodoks, hem de katolik Melkitler, ortodoks ve katolik Süryaniler vardyr. Aynysy Koptlar, Nestoryenler ve Ermeniler için de geçerlidir. Buna kar?yn Marunilerin tamamy katoliktir. 31 Konu sorularynyn bir kysmy konunun 3.bölümünde i?lenmi? durumdadyr. 32 Dipnot 24’e bakynyz. 33 Vatikan’yn “zenginli?i” (Vatikan müzesinin “sanat hazineleri” dü?ünülerek) ve “kudreti” konusunda efsaneler üretilmi?tir. Bunlaryn bir bölümü Papaly?yn geçmi?teki siyasi gücü dönemine dayanyr. Günümüzde ise Vatikan’yn idaresi ve dünya çapynda kilisece yapylan yardymlar için gerekli olan paranyn hemen hemen tamamy tüm dünyadaki imanlylaryn ba?y?lary ile kar?ylanmaktadyr. 34 Protestan Kilisesi’nde yanylmazlyk Tanry Sözü’ne özgüdür. Ruhani meclislerin ya da kilise idaresinin kararlary ba?layycy olabilir, ancak daima de?i?tirilebilmeleri de olanaklydyr. 35 Ycma sistemi ve ümmetin yanylmazly?y konusunda S. 73’e bakynyz. 36 Bir hadise göre sünnet erkek çocuklary için mecburi, kyz çocuklary için ise iyi olarak tanymlanyr; ba?ka bir gelene?e göre ise kyzlarda klitorisin yalnyz bir bölümünün sünnet edilmesi gerekir. Kyzlaryn sünnet edilmesi günümüzde de islami din bilginlerince ?eriata uygun olarak gösterilir. ?u hadislere bakynyz: Ybni Hanbel S. 19794; Ebu Davud S. 4587; Ybni Maca S. 600; Tyrmizi S. 101. Kyzlaryn sünnet edilmesi, özellikle Afrika’da hem müslümanlarca hem de müslüman olmayanlarca, daha fazla çocuk sahibi olmayy sa?lady?y dü?üncesi ile uygulanmaktadyr. Müslüman olmayan kesimler ve müslüman çevrelerin bir kysmynda bu günümüzde reddedilmektedir. Kyzlarda klitorisin sünnet edilmesi, erkek çocuklarynyn sünnetine göre çok daha temel bir ?ekilde duygusal ya?amy kysytlamaktadyr. Sünnetin uygulany?y, hijyenik kurallaryn ihmal edilmesi durumunda sa?lyk açysyndan büyük tehlike ta?ymaktadyr. Almanya’da da kyzlaryn sünnet edilmesi bir sorun te?kil etmektedir. Cezaya tabi bir suç olarak kovu?turulmaktadyr. 37 2.Vatikan Konsili’nin Ekümenizm hakkyndaki bildirisi Sayy 6’da vurgulanan ecclesia semper reformanda (Kilise devamly reforme edilmek zorundadyr) ilkesi Kilise’nin ba?yndan beri bir özelli?iydi ve protestan kiliselerinin olu?umuna yolaçan reformasyon hareketinin a?yrlykly noktalaryndan biriydi. 38 Arapça hulül terimi günlük dilde inmek, girmek, a?a?y inmek, ba?lamak, (ya da bir sürenin, ça?yn) ba?lamasy anlamlaryndadyr. Yslam sufizminde ise bu terim insanyn ruhunda ya?ayan y?y?y tanymlar. Bu terim, hristiyan Arap yazarlar tarafyndan da Enkarnasyonun, Tanry’nyn Mesih’te beden aly?ynyn ifadesi, çevirisi için kullanylmy?tyr. Arapça hristiyan iman açyklamasy (amentü) bu konuda tecessüd, yani bedenselle?me terimini kullanyr. 39 Bakynyz yukaryda Soru 3. 40 Fatiha (1.sure) ?u sözlere sahiptir: “ 1 Rahman ve rahim olan Allah’yn adyyla. 2 Hamd, alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. 3 O, rahmandyr ve rahimdir. 4 Ceza gününün malikidir. 5 Ancak sana kulluk ederiz ve yalnyz senden medet umaryz. 6 Bize do?ru yolu göster. 7 Kendilerine lütuf ve ikramda bulundu?un kimselerin yolunu; gazaba u?ramy?laryn ve sapmy?laryn yolunu de?il!” 41 Ykona resimleri sanaty, Bizans sanaty kaynaklydyr ve bu ?ekilde Ortodoks Kilisesi’nin ya?amyna girmi?tir. Ykona (Yunanca eikon) resim veya aynysy, typkysy anlamyna gelir. Resimle betimleme ile ilgili geçerlilik Koloselilere Mektup 1,15 “Görünmez Tanry’nyn görüntüsü, bütün yaradyly?yn ilk do?any O’dur (Mesih)” gibi Kitaby Mukaddes ayetlerine ba?lanyr. Ykonalar, Mesih’i ve azizleri mevcutla?tyran betimlemelerdir. Bu ?ekilde Mesih’in gizeminin sembolleridir. Genellikle ke?i? olan ressamlar bir anlamda Yncil’i renklerle yazmaktadyrlar ve bu görevi kutsallykla yerine getirmek zorundadyrlar. Ortodoks kiliselerinde suna?y (altary) perdeleyen Ykonostaz, ikonalardan olu?ur. 42 Azizler - katolik dü?üncesine göre - yeryüzündeki ya?am ko?ullaryny örnek bir ?ekilde ya?amy? olan iman insanlarydyr. Bu nedenle de?i?ik ya?am ko?ullarynda imanlylar için cesaret vericidirler. Bu ?ekilde örne?in O?lu için yas tutan, acy çeken Ysa’nyn annesi Meryem, ya?amyn sykyntyly anlarynda kadynlar için bir teselli kayna?ydyr. Bu baky? açysyyla katolikler, dertleri ve sykyntylaryny dilek, rica dualary ?eklinde azizlere aktarmaya, emanet etmeye aly?yktyrlar. Azizler ayny zamanda insanyn kendisini, örne?in ev ve ailede, trafikte, yolculukta ve hem de ölümde, korumasynda güven içinde hissetti?i güvenilir ya?am yolda?larydyr. Örne?in Aziz Yusuf, huzur dolu bir ölüm için koruyucu patron olarak bilinir. Protestan hristiyanlar, böylesi örnek iman tanyklaryny dualaryna katmazlar. Buna kar?yn onlaryn dua ederken kullandyklary metinlerden yararlanyrlar. 43 40 numaraly dipnota bakynyz. 44 Fatiha suresinin birlikte okunmasy için ön?art, 7.ayetinde yeralan “do?ru yoldan” sapmy?lar ifadesinin yahudiler ve hristiyanlary kastedecek manada kullanylmamasydyr. 45 Die Handreichung des Rates der Evangelischen Kirche in Deutschland: Zusammenleben mit Muslimen in Deutschland. (Almanya Protestan Kilise Konseyinin Rehberi: Almanya’da müslümanlarla birlikte ya?am. Müslümanlarla hristiyanlaryn görü?meleri için kylavuz), Gütersloh 2000, Sayfa 1165 ve devamynda “yalnyzca hristiyan ibadetleri için kullanylan yapy ve salonlaryn geleneksel dekor (haç, resimler) nedeniyle ayny zamanda müslümanlara ibadetleri için tahsis edilmesini olanaksyz görmektedir. Ancak bu kilise cemaatinin mülkiyetindeki di?er salonlar için geçerli de?ildir. Bu konuda eyalet düzeyinde düzenlemeler yapylmasy olanaklydyr. - Artyk ibadet amacyyla kullanylmayan kiliseler konusunda ise, di?er kom?u Avrupa ülkelerinin aksine, Almanya’da camiye dönü?türülmek üzere hiçbir kilise cami vakyflaryna satylmamy?tyr. Ancak bunun gelecekte de böyle kalyp kalmayaca?y ise belli de?ildir. 46 20.yüzyylda önemli reformistler Muhammed Abduh (Mysyr, ölümü 1905), Ra?id Rida (Suriyeli, ölümü 1935), ve Cezayirli alim Ybn Badis’in (ölümü 1940) yazylarynda buna uygun ifadeler yeralmaktadyr. 47 Yukaryda bakynyz: Muhammed - Peygamber 48 El-Beydavi (ölümü 1290) çok tanynan, kendisinden çok alynty yapylan bir Kuran yorumcusudur. Kuran yorumu (tefsiri) daha çok tanynmy? Kuran yorumcusu al-Zemah?eri’nin (ölümü 1144) Kuran yorumunun revize edilmi? bir özeti durumundadyr. 49 Böyle bir reformun en tanynmy? savunucusu El-Ezher ?eyhi Ali Abdurrazyk idi. 1925 yylynda yayynlanan eseri Al-Yslam va usul el-hukm’da (“Yslam ve kudretin kökeni” [Fransyzcaya çeviri. L. Bercher, Revue des Etudes Islamiques, 1933/III ve 1934/II. Bu çevirinin metni, ba?yna eklenen Fasly din bilgini Abdu Filali Ensari’nin bir övgü takdimi ile ?u eserde yeralyr: Ali Abderrazik, L’Islam et les Fondements du Pouvoir, ed. Abdou Filali Ansari, Paris: Éditions Découverte, 1994]) Kuran’yn mesajynyn daha çok dinsel oldu?unu, islami bir devlet organizasyonunun Muhammed’in asyl peygambersel ödevine dahil olmady?yny savunur. Abdürrazyk, meslekta?larynca reddedilmi?tir. Onlaryn dü?üncesine göre Medine dönemi, vahyin mesajynyn sosyal ve siyasi yönlerini vurgulamasyyla peygamberlik görevinin ve peygamberlik kariyerinin kurumsal geli?imini ve bütünleni?ini ortaya koyar. Bu nedenle devlet ile dinin ayrylmasyny savunan islami dü?ünürler Kuran’y, peygamberin kariyerindeki Medine döneminden beri biçimlenmi? olan islami gelene?e aykyry bir tarzda yorumlamak zorundadyrlar. Ali Abdürrazyk’yn taraftarlary ise, dinda?laryny, geleneksel yorumun yanly? oldu?una ikna etme çabasyndadyrlar. 50 Burada özellikle anylmasy gerekenler Hasan el-Banna’nyn (1906-1949) Yslami Karde?ler grubu ile A.A. Mevdudi’nin (1903-1979) Yslami Cemaat örgütleridir. 51 Platon insanyn aslolarak, bütün engellerden özgür kalarak Tanry’ya yolunu bulmak için kurtulmaya çaly?ty?y bedene hapsolmu? bir ruh oldu?u dü?üncesindeydi. Platoncu insan konseptinin günümüze kadar hristiyan felsefesine derin etkileri olmu?tur. Günümüzde ise modern Antropolojinin etkisi altynda Kitaby Mukaddes’in insan konseptine dönü?e yönelik güçlü bir e?ilim gözlemlenmektedir. 52 Hristiyanlaryn putperest egemenlere (krallara vb.) kar?y görevleri konusunda bkz.: Yncil, Romalylara Mektup 13,1-7; Timoteyus’a 1.Mektup 2,1-2; Titus’a Mektup 3,1; Petrus’un 1.Mektubu 2,13-15. 53 Ynsanlardan çok Tanry’nyn sözünü dinlemek gerek (Yncil, Elçilerin Y?leri 4,19; 5,29; bkz. Matta 10,18). 54 Papa XIII. Leo (19.yüzyylyn sonuna do?ru) ile ba?layarak Papalaryn bile (teokratik devlet dü?üncesine kar?y çykarak) kilise ile devletin ayryly?y ilkesini savunup, devleti de Tanry’nyn ve kilisesinin haklaryny korumasy konusunda uyarmasyna ra?men, kysa süre öncesine kadar resmi belgelerin ifadelerinde hristiyan devlet yapysy hristiyanlar için ideal durumdu. Bkz. “Immortale Dei”, Papa XIII. Leo’nun 1885 tarihli bildirgesi (DH 3168) ve Ykinci Vatikan Konsili’nin Kilise hakkynda dogmatik yasasy (“Lumen Gentium”), Sayy 38. 55 Bu özellikle, “arasyra Tanryhalkynyn ya?amynda...Yncil’in ruhuna tam uymayan, hatta kar?y olan giri?imlerin gerçekle?ti?i de bir gerçektir” (Sayy 12) sözleriyle bunun kabul edildi?i din özgürlü?ü hakkyndaki “Dignitatis Humanae” açyklamasynda belirginle?ir. 56 Bkz. “Dignitatis Humanae” (Sayy 4); “Gaudium et Spes” (Sayy 76) ve Kilise’de episkoposlaryn çobanlyk görevleri hakkynda bildiri “Christus Dominus” (Sayy 19-20). 57 Buna kar?yn marksist ütopya tarihin aky?y içinde zyt kutuplaryn tam bary?yny sa?layabilece?i iddiasyndadyr. 58 Bkz. “Gaudium et Spes”, günümüz dünyasynda kilise hakkynda ruhsal yasa (Sayy 43), Yncil’in her türlü siyasi program kar?ysyndaki önemi ve farklyly?yny vurgulayan bir metindir. 59 Hristiyanlyk, vahiy kayna?yny yeni ve ele?tirel bir ?ekilde gözden geçirmeye yöneltilmi?tir. Yslami dü?ünce de günümüzde gitgide daha fazla böylesi bir ?artla kar?y kar?yya kalmaktadyr. Bu özellikle dünyasal sistem yapysyny vurgulayan ve siyasetle içiçe geçmenin dinin gerçek ruhunu bozdu?unu gösteren tarihsel deneyimler nedeniyle, hümanist ve laik hareketlerin baskysyyla gerçekle?mektedir. Bu islam ülkelerinde bazy dü?ünürleri dinin devletten, devletin de dinden ba?ymsyzly?y için çaba göstermeye yöneltmektedir. Bkz. yukaryda 49 numaraly dipnot. 60 Bu konuda Ykinci Vatikan Konsili’nin bildirgeleri, özellikle din özgürlü?ü hakkynda “Dignitatis Humanae”, “Gaudium et Spes” ve “Populorum Progressio” açyklamasy yararlydyr. 61 Ykinci Vatikan Konsili hristiyanlary ve müslümanlary “yalnyzca bary? ve tüm insanlaryn özgürlü?ü için de?il, hem de sosyal adaletin, ahlaki de?erlerin korunmasy ve te?vik edilmesi için birlikte çaba göstermeye” davet etmektedir (Kilise’nin hristiyan olmayan dinlere kar?y tutumu konusunda bildiri “Nostra Aetate”, Sayy 3). 62 Bkz. Hans Bauer, Islamische Ethik. Nach den Originalquellen übersetzt und erläutert. Heft II. Halle: Max Niemeyer, 1917. (Fotomekanik typkybasym Hildesheim: Olms Verlag, 1979. (Yslam ahlaky. Orjinal kaynaklardan çeviri ve açyklamalar. Cilt II. Evlilik konusunda al-Gazali’nin en önemli eseri Yhya Ulumuddin’in 12.cildinden) 63 Ayny eser S. 48 64 Katolik Kilisesi, “Din özgürlü?ü hakkyndaki açyklamasy” (Dignitatis Humanae) ile geri dönülemez ?ekilde toplumda din özgürlü?ünü savunmayy üstlenmi?tir. 65 Bazy müslümanlar “Barnabas Yncili’nin” “bulunmasy” ile bu tahrif edilmi? Yncil’in yeniden güny?y?yna çykty?y dü?üncesindedirler. Gerçekte ise bu buluntu 16.yüzyyldan kalma, uydurma bir kitaptyr ve, ya zorla Hristiyanly?a döndürülmü? Endülüslü (Yspanya) bir müslüman, ya da Venedik’te ya?amy? bir müslümanyn eseridir. Bkz. Christine Schirrmacher, Der Islam, C.2 (Neuhausen/Stuttgart: Hänssler, 1994), S. 268-289. 66 Al-Vadi al-Mukaddas (Kutsal Vadi), Kahire, Dar al-Ma’arif, 1968. Yngilizce çeviri: The Hallowed Valley. A Muslin Philosophy of Religion. Kahire 1977 67 Bkz. a.g.e. S. 31 68 Kuran’da Tanry sevgisinden, insani-duygusal özellikte kelimelerle bahsetmektedir: Muhabba, mavadda, rahma. 69 Bu nokta büyük islam din bilgini al-Biruni (973-ölümü tahmini 1050) tarafyndan çok açyk görülmü?tür. Bkz. önemli alyntylar “Üçlübir Tanry” bölümünde ve “Ysa’nyn Tanryly?y” bölümünde. 70 Bkz. bölüm: Kilise 71 Çok anlamly bir yazysynda ça?da? dü?ünür Muhammed Talbi (do?umu 1921 Tunus) Tanry’nyn nasyl “emaneti (sorumluluk)” (emanet edilen iman ve dünyanyn “yönetimi”) göklere, yeryüzüne ve da?lara vermek istedi?ini ve bunlaryn bunu reddettiklerini, insanyn ise bu sorumlulu?u üstlenecek kadar aptal oldu?unu anlatyyor. Talbi bu kabulde insan yazgysynyn “trajik” yönünü görüyor (bkz. Compendre [Paris], Sayy 98, Kasym 1970).
|