|
11. Dinlerin çoklu?u ve din özgürlü?ü
I. Müslümanlar soruyor
* Tanry her insana tek ve ayny insani do?ayy verdi?i halde neden bu kadar çok din vardyr? * Her din, hristiyanlyk da ba?ta olmak üzere, evrensel olma iddiasyndadyr. Farkly dinler nasyl “evrensel” olabilirler? Gerçekte yalnyz tek bir din evrensel olabilir. Di?er dinler ancak bir bölüm ya da bir süreli?ine gerçektir. * Günümüze kadar dinler sava?lara neden oldular: bkz. Lübnan, Kuzey Yrlanda, Sri Lanka vb. Dinlerin hepsi, emperyalist ya da sosyo-ekonomik güçlerce yönlendirilen ya da emellerine alet edilen kurumlardyr. * Bütün dinlerin sentezi olan evrensel bir din dü?üncesine gitmek gerekmez mi? * Kilise günümüzde din özgürlü?ünden bahsediyor. Ama bu hep böyle de?ildi. Kilise geçmi?te emperyalizmi ve sömürgecili?i kendi amaçlaryna alet olarak kullandy. Din özgürlü?ünün avukatly?yna soyunmasynyn nedeni, artyk elindeki kudreti yitirmi? olmasy de?il mi? * Din özgürlü?ü ilkesi iyidir. Ancak: Ynsanyn gerçek dine syrt çevirip ba?ka bir dine geçmesine izin verilebilir mi? Din özgürlü?ü kavramy dinleri tehdit eden bir tehlike de?il mi? * Bir insanyn müslüman olmadan Kuran okumasy nasyl mümkün olabilir? O zaman insanyn oryantalistler (Do?ubilimci) gibi ikiyüzlü olmasy gerek.
II. Yslami görü?
Genel olarak
1. Yslamiyet tek gerçek, mükemmel ve kalycy olan dindir. Di?er dinlerin bütün gerçek de?erlerini de almy?tyr. Geleneksel dü?ünceye sahip müslüman bugün hala yahudi ve hristiyanlaryn bulunmasyna ?a?maktadyr, öyle ya, islamyn geli?i ile bu dinler artyk geçersiz olmu?lardyr. Yahudilik ve Hristiyanlyk geçici karakterdedir ve en iyi ihtimalle bir kysym gerçektir. Onlar synyrly insan topluluklary için dü?ünülmü?tür. Yslamyn dy?ynda gerçek bir dinsel “de?er” yoktur, çünkü Yslamiyet gerçekten evrensel olan tek dindir.
2. “Din sava?lary” tarihi bir gerçektir. Geçmi?te islam dünyasy ile hristiyan dünyasy arasynda, katoliklerle protestanlar arasynda sava?lar olmu?tur. Günümüzde de din adyna çaty?malar vardyr, örne?in Lübnan, Kuzey Yrlanda, Filipinler, Sudan vd.
3. Hristiyanly?yn emperyalizm, sömürgecilik ve milliyetçilikle i?birli?i birçok müslüman tarafyndan kanytlanmy? gerçekler olarak görülür.
4. Bir dinden di?erine geçi? do?ru bir ?ey olamaz. Ynsan bir dine ait olarak do?ar ve ona uymalydyr, çünkü din ki?isel, toplumsal ve ulusal kimli?in önemli bir parçasydyr. Ancak islama geçi?i burada ayyrmak gerekir, çünkü Yslamiyete geçi?, bütün ayrymcy kimlik yapysyny kaldyran ve gereksiz kylan bir toplulu?a ve yapyya geçi? demektir.
Detayly olarak
1. Kuran’yn tamamyny, bütün insanlaryn tek bir dini cemaat, yani ümmet içinde birle?melerine olan istek ?ekillendirir; Tanry’nyn en ba?ta istedi?i de budur. Ynsanlar ancak kysa zamanda her biri gerçek ve tek oldu?unu iddia eden de?i?ik dinlere bölünmü?lerdir (Kuran, Yunus 19; Hud 118; Enbiya 92; Zuhruf 33).
2. Yslamiyet, en son, mükemmel, tamamlayycy ve evrensel olan dindir. Kurtulu?a eri?mek için tek gerçek yol olarak “peygamberlerin sonuncusu” Muhammed tarafyndan duyurulmu?tur (Kuran, Al-i Ymran 19.73.85.110; Maide 3; Tevbe 33; Zuhruf 28; Saff 9).
“O (Allah), mü?rikler ho?lanmasalar da (kendi) dinini bütün dinlere üstün kylmak için Resulünü hidayet ve Hak Din ile gönderendir” (Kuran Tevbe 33; Saff 9).
Sonuç olarak Yslamiyetin bu iddia ile bütün insanly?a yönelmesi do?aldyr (Kuran, Araf 158; Sebe 28). Di?er dinler ya yanly? (putperestlik böyledir), ya da geçici veya kysmen do?rudur (örne?in “ehl-i kitap dinler”: yahudilik ve hristiyanlyk). Bu e?siz din her tarafa yayylmalydyr, duyuruyla (davet: ça?ry; ki bu hristiyanlyktaki misyonun kar?yly?ydyr) veya gerekiyorsa kylyçla. Tarihi açydan bakyldy?ynda Yslamiyet, (Mekke’de) baskylara kar?y direnen, dostça bir uyary olarak ba?lamy?, daha sonra kylyca da sarylmy?tyr (Medine’de). Peygamberin ölümünden sonraki dönemdeki “büyük fetihler”, Yslamiyet için bir çok ülkeye yol “açmy?tyr”. Takip eden yüzyyllar boyu müslümanlar Yslamiyet adyna birçok saldyry ve savunma sava?lary yürütmü?lerdir. Halklaryn Yslamiyete geçi?i, müslümanlaryn eline geçmi? bölgelerde ya da dy?ynda olsun genellikle bary?çy yoldan ve adym adym gerçekle?mi?tir. Burada müslüman tüccarlar ve tarikatlar çok büyük bir rol oynamy?lardyr. Ancak ço?unlu?un müslüman oldu?u toplumlar içinde ya?ayan gayrimüslümler üzerine uygulanan sosyal baskylaryn etkilerinin de gözden yitirilmemesi gerekir. Ça?da? dönem müslüman yazarlary Yslamiyetin hep bary?çy bir ?ekilde duyuruldu?unu vurgularlar. Bu noktada Yslamiyet’in ady ve bayra?y (fi sabil Allah) altynda yürütülmü? olan sava?lary anmazlar. Bu yazarlaryn dü?üncelerine göre bu tür sava?lar hep savunma sava?lary olagelmi?tir.
3. Kuran, günümüzde de syk syk tekrarlanan “dinde zorlama yoktur” (la ikraha fil-din, Kuran, Bakara 256) ilkesiyle herkesin inanyp inanmamak konusunda özgür oldu?unu duyurur (Kuran, Yunus 40-45; Ysra 84.89.107). Buna ra?men Kuran, putperestlerin inanmak zorunda olduklaryny yoksa öldürülmeleri gerekti?ini de söylemektedir (Kuran, Tevbe 5; Fetih 16). Buna kar?yn “ehl-i kitap” olanlara, yani yahudiler ve hristiyanlara “zimmi” statüsü teklif edilir: Dinlerini – hataly ya da islam geldi?inden beri batyl olsa da -, hiyerar?ilerini ve ibadetlerini devam ettirebilirler, ancak bunun için cizye ?eklinde özel bir vergi ödemek ve “küçük” kalmak (yani göze batmayacak ?ekilde ve ikinci synyf vatanda? olarak) zorundadyrlar (Kuran, Tevbe 29). Dinini, ba?ka bir dine geçerek ya da açykça islama kar?y i?ler ve sözlerle terkeden müslüman, Tanry tarafyndan mahkum edilir (Kuran, Al-i Ymran 85-90; Nisa 137; Nahl 108) ve ölüm cezasyna çarptyrylmasy gerekir (Kuran, Bakara 217. ayet eskiden beri hep böyle yorumlanmy?tyr ve bu yorum çok sayyda hadisle de desteklenmektedir!).
4. Günümüzde bir çok islam ülkesi, temsilcileri vasytasyyla Birle?mi? Milletler Ynsan Haklary Komisyonu’na, Ynsan Haklary Evrensel Bildirgesi’nde yeraldy?y ?ekliyle (Madde 18; dü?ünce, vicdan ve din özgürlü?ünü vurgulayan madde) din özgürlü?ünü bir kysytlama ile kabul ettiklerini ifade etmektedirler, getirdikleri kysytlama da hiç kimsenin gerçek dinden (yani islamdan) çykmaya hakkynyn olmady?ydyr (bkz. Islamochristiana [Roma], Sayy 9 [1983], Sayfa 158-159).
5. Ça?da? kültürel çevrenin ve ideolojik çe?itlili?in etkisi altynda bir çok müslüman da Baty’da yaygyn olan bir dü?ünce tarzyny geli?tirdiler: Kendi vicdanynyn izinde gitmek herkes için tamamen serbest olmalydyr. Ba?ka müslümanlar, bütün dinlerin ayny de?erde oldu?unu, daha ötesinde Yslamiyet ile Hristiyanly?yn öz itibariyle hemen hemen ayny, en azyndan birbirine çok yakyn dinler oldu?unu söylemektedirler. Böylesi ifadeler, dinleri birbirine kary?tyrycy (senkretizm) ya da farklary yok sayycy bir zihniyet de?ildir. Bu ifadelerle daha çok imanyna göre ya?amak isteyenlerin karde?çe ortak yanlaryny vurgulamaktadyrlar. Bazy müslümanlar pratikte senkretizme yol açabilecek bir ?ekilde evrensel (ortak) bir din istemektedirler. Son olarak dinlerin – en ba?ta Hristiyanlyk ve Yslamiyet olmak üzere – gerçek bir diyalo?a girmeleri ve birbirlerine karde?çe yakla?maya çaly?malary gerekti?ini, ve bu yakynla?mayy kendi iste?i kadar ileri götürmek konusunda Tanry’ya byrakmalary gerekti?ini dü?ünen müslümanlar vardyr. En ba?ta gelen hedef ?u olmalydyr: Dünyamyzda beraberce Tanry’ya olan imana tanyklyk etmek.
III. Hristiyan görü?ü
1. Ysa tarafyndan duyurulan ve ya?anan Müjde, Tanry’nyn bütün insanlaryn Babasy ve özellikle mazlumlar, yoksullar, günahkarlar ve dy?lanmy?lar için özel bir sevgiyi de içerecek ?ekilde her ?eyi kapsayan, ko?ulsuz sevgi olarak açynlanmasydyr. Ysa, bu Tanry sevgisi içinde halkynyn insanlaryny ve bütün insanlary biraraya getirmek, birle?tirmek istemektedir. Bütün insanlar – en ba?ta “yoksullar” olmak üzere – “Tanry’nyn Egemenli?ine”, yani Tanry’nyn sevgisinin egemenli?ine ça?rylydyrlar.
2. En ba?taki havarilerin kilisesinin imanyna tanyklyk eden Yeni Ahit’te (Yncil) Tanry Sözü Ysa Mesih, Tanry’nyn en üstün, son ve ebediyen geçerli vahyidir. Tanry O’nda bütün insanlara yönelmi? durumdadyr, bu nedenle Hristiyanlyk özünden dolayy evrenseldir. Tarih, kilisenin ba?langyçtan beri görevini evrensel olarak gördü?ünü gösterir. Kilise kendini, her?eyi bary?tyran evrensel Tanry sevgisinin hizmetinde görmü?tür (bkz. Yncil, Korintlilere 2.Mektup 5,18-21; Efeslilere Mektup 2,11-12).
3. Tarihi açydan bakyldy?ynda Hristiyanlyk havariler ve ilk ku?ak hristiyanlaryn canly imany sayesinde olu?mu? ve yayylmy?tyr. Tanyklyklary ve duyurulary, baskylara ra?men ve hatta baskylar sayesinde daha da etkin olmu?tur. Kilise’ye tam dinsel özgürlü?ü sa?layan ve kysa zaman sonra Ymparatorlu?un resmi dini olmasynyn yolunu açan Milano Buyru?u’ndan (Y.S. 313) sonra Hristiyanlyk çe?itli sava? ve çaty?malara kary?my? ve farkly inançta olanlaryn baskyya u?ramasyndan sorumlu olup, onlara kar?y sosyal basky uygulamy?tyr. Bunlar temel olarak siyasi, ancak daha büyük a?yrlyk kazandyrmak için dinsel görüntü verilmi? giri?imlerdi.
Haçly Seferleri’nde ise durum farklydyr, çünkü burada dinsel ö?e (Kutsal Mezaryn kurtarylmasy) açykça ana ö?e durumundaydy. Sömürgecilik ile misyon faaliyetleri arasyndaki ili?ki tek boyutlu bir ?emaya indirgenemez. Bir defasynda misyonerler sömürgecilere e?lik etmi? ya da onlaryn ardyndan yöreye gitmi?lerse (15. ve 16. yüzyylda Portekizliler ve Yspanyollarla birlikte); bir ba?ka defasynda sömürgecilerden çok daha önce o yöreye gelmi?lerdir (Orta Afrika, Çin ve Japonya); ve bir ba?ka defasynda ise sömürgecilere kar?y direni? göstermi?lerdir (Latinamerika’da Las Casas; Fransyz Baty Afrikasy). 4. Hristiyanlyk dy?y dinlerin hristiyan imany açysyndan görülü?ü uzun bir geli?im süreci göstermi?tir: her insanda mevcut olup, meyve vermek için Tanry’nyn sözünü bekleyen ruhsal tohumdan sözeden Yustinyus’tan (ölümü Y.S. 165); durumu abartarak imansyzlaryn erdemlerini bile kötülük olarak gören Hippo’lu Augustinus’un (354-430) baky? açysyndan, imansyzlaryn “iyi niyetli (bona fide)” olmalary nedeniyle yargylanamayacaklaryny öne süren teorilere kadar. Daha yakyn zamanda ise günümüzde hakim olan baky? açylaryna yönelten “pierres d’attente” teorisi (halklaryn ve kültürlerin iman ve ahlaklarynda, Tanry’nyn Mesih’te bedenaly?ynyn y?y?ynda bütünlenip aydynlanmayy bekleyen ö?eler hakkyndaki hristiyan-teolojik ö?reti) yeraldy.
Hristiyan olmayan dinler hakkynda uygun bir teoloji geli?tirmeye yönelik yeni denemeler arasynda, ikincisi geni? bir yanky uyandyrmy? olan iki deneme incelenmeye de?er.
a) Yman ve din arasynda ayrym yapan tarz: Bu teori öncelikle protestan teologlar Karl Barth (1886-1968) ve Dietrich Bonhoeffer (1906-1945) tarafyndan ortaya konuldu, daha sonra örne?in Jean Daniélou (1905-1974) gibi katolik dü?ünürlerin yaptyklary de?i?ikliklerle üstlenildi. Burada din, insan do?asynyn Tanry’ya yönelik do?al hareketi olarak anla?ylyr. Dinler, dinin ortakla?a gösterisidir, ifadesidir. Dinler, dini, ayinler, törenler ve dindarlyk vb. ?ekillerde tercüme ederler. En azyndan Barth’yn ilk dönem tarzynda din, basitçe insanca yapylmy? bir ?ey olarak Vahiye olan iman kar?ysynda olumsuz olarak gösterilmi?tir. Daniélou ise dinleri olumlu olarak de?erlendirir: Her insani topluluk, her uygarlyk çevresi kendi dinine sahiptir. Bu nedenle bir kelt, cermen, akdeniz, afrika, hint dininden bahsedilebilir ve hristiyan dininde de bu dinlerle kyyaslanabilecek özellikler bulunabilir. Di?er tarafta ise iman, yarattyklaryyla ba? kuran ve onlara soru yönelten Tanry’nyn sözüne insani yanyttyr. E?er din, insan ruhunun Tanry’ya yönelik hareketi ise, iman da insanyn, kendisine vahiyle ula?an Tanry sözüne yanytydyr. Ysa Mesih’e olan iman her ‘dinde’ “tecessüm etmeli, beden almalydyr”. Yman, dinlerle ve dinlerin ?ekillendirdi?i kültürlerle kapsamly ve önemli ?ekilde ba? içine girdi?i için onlary yeniden ?ekillendirir ve törenlerine, yasalaryna ve geleneklerine yeni bir anlam kazandyryr. Daniélou’nun vardy?y sonuç, insanyn hristiyan imanyny kabul etmekle “bir dinden ba?ka bir dine geçmedi?i”, aksine kendi dininin bu biraraya gelme sonucu yeniden ?ekillenip dönü?üme u?rady?ydyr.
b) Genel ve özel vahiy arasynda ayrym tarzy: Bu yeni baky? tarzy önce K. Rahner (1904-1984) tarafyndan geli?tirilmi?, daha sonra önemli açylardan birçok yazar tarafyndan üstlenilmi?tir. Tanry, yeryüzünde insani ya?amyn ba?langycyndan beri kendini bütün insanlara tanytmayy sürdürmektedir. Kitaby Mukaddes, bu “genel” vahiye Adem’le, Nuh’la, Bilgelik kitabyyla, Pavlus’un Romalylara Mektubu (1,19 vd.) ile tanyklyk eder. Hristiyanlyk dy?yndaki di?er büyük dinler bu genel vahyin yüksek ifadeleridir. Daha sonra ise Tanry sözü, “özel” bir ?ekilde Tanry’nyn halkynyn tarihinde göründü; Ybrahim, atalar ve peygamberlerle ba?layyp, sonuçta “bu son zamanlarda”, beden alan Tanry Sözü ve vahyin bütünlü?ü olan Ysa Mesih aracyly?yyla. Bu “özel” vahiyde Tanry’nyn “genel” vahiyde de gerçekle?en kendini açynlamasy tarihsel açydan belirginle?ip insani bir yüz kazanyr: Nasyraly Ysa. “Beni görmü? olan, Baba’yy görmü?tür” (Yncil, Yuhanna 14,9). Tanry’nyn bütün dinlerdeki mevcudiyeti de Ysa tarafyndan aydynlatylyr. Ancak Tanry’nyn Ysa Mesih’te vahyi de tam anlamyyla zamanlaryn sonunda tamama erecektir, Ysa Mesih’in tekrar geli?inde (Parusie). Hristiyan müjdesinin duyurulu?u ve Kilise’nin di?er dinlerle diyalo?u da buna hizmet etmektedir. Bu süreç içerisinde dinlerin tarihi ve di?er dinlerinde mevcut olu?u “Vahyin anlamynyn açynlany?yna” bir katky durumundadyr. Bu ?ekilde anla?yldy?y zaman, Ysa Mesih’in Vahyin bütünlü?ü, Tanry’nyn bir insanda vahyi olarak kabul edilmesi, di?er dinleri de?ersiz görmek ya da onlaryn Tanry’ya ba?laryny ve ibadetlerini geçersiz saymak de?ildir. Bunun yerine di?er vahiyler, Vahyin anlamynyn tam olarak açynlany?yna de?i?ik katkylar olarak görülecektir. Böylece dinler arasyndaki diyalog hristiyanlar için de yarar sa?layycy olur.
5. Hristiyanlyk yalnyzca bary? ve esenli?in müjdesi olarak Yncil’e sadyk kalabilir. Ysa, vatanda?larynyn bekledi?i siyasi Mesih olmayy açykça reddetti. Siyasi isyan çykarmak yerine ölmeyi, zorbalyk ve intikam yerine affetmeyi tercih etti. Daha sonralary, Sezar Büyük Konstantin’in (hükümdarly?y 306-337) deste?inin sonucu olarak Kilise devletle öyle yakyn bir ili?ki içinde oldu ki, arada bir sava?a ça?yrdy?y, sava?y kutsayyp savundu?u dahi oldu. ?imdi ise onyyllardyr Kilise ve Papalar her fyrsatta bary?y ve adaleti te?vik etmektedirler. Kilise elbette ?ahys ve toplumlaryn kendini savunma hakkyny ve yine ayny ?ekilde açykça adaletsiz olan rejimlere kar?y çykmak hakkyny, hatta görevini kabul etmekte, tanymaktadyr. Ancak hristiyan – mümkün oldu?u her yerde – ?iddete dayanmayan (ve buna ra?men hiçte etkisiz olmayan) bary?çy eylem ve çabalary göstermeli ve Tanry’yy malzeme yapan, milliyetçi, fanatik dinci ideolojilerin ve bunlaryn ?iddet potansiyelinin yaratty?y sykyntylary a?mak için katkysyny sa?lamalydyr.
6. Yman Tanry’nyn özgürce sundu?u bir arma?anydyr. Ynsanlar Tanry’nyn bu arma?anyny özgür iradeleriyle kabul eder veya reddederler. Tarihte, zorlama ya da hürriyeti kysytlayarak dayatma (örne?in Büyük ?arlman ve Saksen) yoluyla, veya tamamen insani nedenler ve sosyal faktörler sonucu, ya da bu faktörlerin de etkisinin oldu?u “din de?i?tirme” olaylary ya?anmy?tyr.
Uzun süre boyunca Kilise’de, kilise ile devlet arasynda olabilecek en iyi ili?ki sisteminin, hristiyanly?yn devlet dini olarak duyurulmasy ve böylece “yanylgyya fyrsat do?mamasy” oldu?u dü?üncesi a?yr basmaktaydy. Gerçekten de Kilise ba?langyçtan beri insanyn olumsuz sonuçlarla kar?yla?madan hristiyan olabilmesi için özgürlü?ü talep etmi?tir; ancak bir hristiyanyn dinini özgürce yorumlamak ya da bu inançtan vazgeçmek veya “ba?ka bir dine geçmek” (örne?in Engizisyon) konusundaki özgürlü?ü konusuna ise daha temkinli yakla?my?tyr. Hristiyanlykta inanç özgürlü?ü dü?üncesinin uzun ve acy dolu geli?im sürecini bilmek, islami taraftaki belli tavyr, tepki ve zorluklary daha iyi anlamamyza yardym edebilir.
Ancak Ykinci Vatikan Konsili ve Konsilin inanç özgürlü?ü konusundaki açyklamasynyn ardyndan kilisenin tutumu, en azyndan kural olarak, çok açyktyr: Ynanç özgürlü?ü insanyn en temel ve dokunulamaz haklaryndan biridir. Misyon (yani inancyny duyurmak, tanytmak) yolu ba?kasynyn onuru ve dü?üncesine saygy içinde biçimlenmek zorundadyr. Bundan dolayy sözkonusu olan diyalog içinde ve diyalog yoluyla tanyklyktyr. Yman, özü itibariyle bir rica ve davet eder ?ekilde sunulmaly, (Yncil, Korintlilere 2.Mektup 5,20), ancak asla zorlama olmamalydyr (faith always is to be proposed not imposed). Her bir birey kendi vicdanynyn y?y?ynda ve Tanry’nyn önünde, kendi ?ahsi karary için özgür ve bu kararyndan kendisi sorumludur.
IV. Hristiyanlar yanytlyyor
1. Dinlerin çe?itlili?ini gözönünde bulundurarak
Dinlerin çokçe?itlili?i bir gizemdir. Bu bir taraftan Tanry’nyn insanyn özgürlü?üne gösterdi?i saygy, di?er taraftan da insanly?yn dini ve kültürel geli?iminin do?al ?artlaryyla ili?kilidir. Binlerce yyl boyunca büyük insan gruplary birbirlerinden izole olmu? bir ?ekilde Avrupa’da, Asya’da ve Amerika’da ya?adylar. Bugün ise dünya çoklu ili?kiler a?y ve kar?ylykly ba?ymlylyk bilinciyle ?ekillenmi?tir. Elbette günümüzde de insan topluluklary arasynda çok çe?itli gerilimler ve çaty?malar mevcuttur. Bu noktada dinlere büyük bir görev dü?mektedir ve dünyamyzdaki halklar, ekonomik bloklar ve kültürel gruplar arasyndaki ili?kilerde daha büyük adalet ve uyumu gerçekle?tirmek için dinler ortak sorumlu durumdadyrlar. Dinler arasynda her türlü çaty?ma (polemik, dü?üncesizce din de?i?tirtmeler) yok olmaly, ayny ?ekilde dinin özgünlü?üne ve aslyna uygunlu?una zarar veren Senkretizmden (dinleri birbirine kary?tyrma) sakynylmalydyr. Yalnyzca diyalog ve kar?ylykly birbirini tanyma, anlama süreci dinleri birbirine kar?y açyk olmaya yöneltir, öyle ki insanlar farklylykta bile biraraya gelebilsinler ve birbirlerini daha iyi tanyyyp anlayabilsinler. Burada sözkonusu olan farklylyklary anmamak de?il, aksine farklylyklaryn nerede ve neden mevcut oldu?unu kavramaktyr. Diyalog, insanyn imanyna tanyklyk ederek kar?y tarafy da, gerçek ve de?erli gördü?ü ?eyi tanymaya davet etmesine asla engel te?kil etmez. Bu ?ekilde farkly dinlerin imanlylary mümkün oldu?unca birlik içinde iman ve Tanry’nyn iste?ine alçakgönüllü bir itaatle gerçek bir birlik arayy?ynyn tanykly?yny yapmalydyrlar.
2. “Evrensel” dinlerin çe?itlili?i
Yslamiyetin ve hristiyanly?yn evrensellik iddialarynyn oldu?u bir gerçektir. Bu iddiadan vazgeçmeleri için de hiçbir sebep yoktur. Her ?ey, bu evrenselli?e eri?me yolunda hangi yöntemlerin kullanyldy?yna ba?lydyr. Ki?isel ya da ortak hyrsa dayaly yöntemlerden günümüzde vazgeçilmesi gerekir: Siyasi güçlerin deste?i, zorbalyk, sava?, ya da - en zarif halinde ve görünümünde bile olsa - zorlama. Ynsanyn gerçek ve geçerli gördü?ü de?erlere evrensel kabul sa?lamak için kullanabilece?i, Tanry ve insanlar önünde kabul edilebilir ve layyk olan tek yol, diri bir iman tanykly?y, diyalog ve insanyn ve vicdanyn kararyna gerekli saygyyy göstererek ruhsal yary?tyr.
3. Dinler sava?lardan sorumludur
Dinlerin geçmi?te sava?lardan sorumlu, en azyndan bazy sava?laryn ortak sorumlusu olduklaryny ve bu durumun günümüzde de hala sona ermemi? oldu?unu kabul etmeliyiz. Bu iki yüzü olan bir madalya gibidir. Tarih boyunca din faktörü birçok defasynda da ?iddet kullanymyny engellemi? ya da ?iddeti indirgemi?tir. Örne?in hristiyan Ortaça?y’ndaki “Ülkede Tanry huzuru” düzenlemelerini ya da islam hukukunun “hakly bir sava?” için gerekli gördü?ü ön?artlary dü?ünelim; ya da dinin sava? esirleri ve masumlara özen gösterilmesi konusundaki uyarylary vb. Bunun dy?ynda din sava?y olarak adlandyrylan sava?larda ço?u kez asyl sebep dinler arasyndaki dü?manlyk de?ildi, asyl sebep daha çok, dinin ?ahsi veya ortak hyrslara malzeme olarak kullanyldy?y, ?ahyslaryn ve insan topluluklarynyn (krallyklar, hanedanlar ve uluslar) daha fazla kudrete yönelik arzu ve hyrslaryydy. Günümüzdeki çaty?malar konusuna bakty?ymyz zaman neden olarak hemen dini sebepleri saymak yerine, elde edilen bilgilerin do?ru ve ele?tirel bir ?ekilde incelenmesi gerekir: Lübnan, Kuzey Yrlanda, Balkanlar, Filipinler, Afganistan, oralardaki çaty?malary sadece dini sebepten saymanyn ne kadar kolaycy bir tavyr olaca?yna örnektirler. Gerçek ise bu olaylaryn ço?unda dinsel otoritelerin çaty?malara yol açmak yerine sürekli olarak bary? ve anla?ma için çaba gösterdikleridir.
4. Din (inanç) özgürlü?ü hakkynda64
Ynanç özgürlü?ü insanyn en dokunulamaz haklaryndandyr. Bu özgürlü?ü çi?nemek ya da kysytlamak, Tanry’ya ve insana hakarettir. Geçmi?te – ve günümüzde de – bu konudaki büyük haksyzlyklaryn en ba?taki sorumlusu din ile devlet arasyndaki (veya milliyetçilikle devletin ili?kisi, ya da devletin kapitalist veya sosyalist ateizmin aracy durumunda olu?u) ili?kidir. Her dinin böylesi sistemlerden kurtulmaya ve inanç özgürlü?ünün gerçekten tanynmasy önündeki engelleri a?maya hakky vardyr.
Hristiyan ya da müslüman olsun herkes kendi dini toplulu?u veya grubu ile dayany?ma içinde olmaly, toplulu?un esenli?i ve refahy için katky sa?lamalydyr, bu ister ümmet, ister kilise ya da ba?ka gruplar olsun. Ancak bireyin iman ve din konusundaki, kendi vicdany ve Tanry’dan aldy?y y?yk do?rultusunda verdi?i kendi özgür kararyna tamamen saygy göstermek gerekir. Bu konuda ba?layycy tek yasa, ki?inin dürüstçe gerçe?i arayan vicdanynyn sesidir. Yalnyzca Tanry yürekleri görüp yargylayabilir. Ymanyn ve dinin gerçekli?i u?runa, bunlaryn tam bir özgürlük içinde seçilebilmesi ya da reddedilebilmesi gerekir. Burada hepimiz, sürekli Tanry’nyn iste?ini aramaya devam etmekle yükümlüyüz.
|